NBA Haber
Basketbol ve NBA
Basketbol ve NBA
25 Ara
Batı yakasının güzel şehri Sacramento .Spora yakın bir şehir.Ama tabi Amerika’dayız.NBA yine birinci planda bu şehirde..Hele ki 2000’li yılların başındaki o efsane takımdan sonra iyice NBA ateşi,duygusu ve heycanı yanıp tutuştu bu Sacramento şehri.Nitekim bu yazıya başlamadan önce biraz o yılları hatırlamalı,anılarımızı tazelemeliyiz.
Bir Sacramento takımı varki öyle böyle değil hani.Guard’ından tutunda pivotuna kadar kusursuz desek pek abartmış olmalıyız.Kariyerinin en iyi dönemi yaşadı o kadrodaki oyuncular.Mike Bibby’sinden tutunda,Peja’sına kadar..Chris Webber ,Divac ve …diğerleri.NBA kasıp kavuran takım ilerde daha da artacak olan Spurs ve Lakers’ın o kimine göre can sıkıcı kimine göre sert kimine göre de gereksiz rekabetini başlatmamak için araya girmeye çalışmakta.Pek çok takım denedi bunu,Sacramento’dan sonrada deniyenler oldu ama başaramadılar.Kimileri daha yolun başında ruhunu teslim etti,kimileri ise son anda bu işi tam başardım derken hayal kırıklığına uğradı.Ama bu kez böyle olmamalıydı,Kings bunu istemiyordu.Dolayısıyla tüm sezonu bu havada geçirdiler.Lakers git gide nefretle Kings’i izlerken ,Kings batının abilerini ağzı açık bırakmanın tatlı keyfini yaşıyordu.İşte,Sacramento’nun artık Lakers ve benzeri büyüklerin hanedanlığına son vermesi için tam zamanıydı.Playoff zamanı.Kings beklendiği gibi ilk 2 turu rahatça geçti.Sırada Batı Konferansı finalleri vardı.İşte rakipte Lakers.Lakers egemenliğini bitirmek isteyen pek çok takım yani daha doğrusu bunu isteyipte kılpayı kaçıran takımların çoğu son anda kaybetmişlerdi.İşin ilginç tarafıda kaybettikleri hep o artık görmek istemedikleri takımdı….Los Angeles Lakers.
İşte finaller başladı.Başlamaz olaydı.Diğerlerinin başına gelen Kings’inde başına geldi..En iyi kulüp zamanında diğer takımlara olan,onlarada oldu.Lakers,Kings’i tarihin karanlık sayfalarına itti.Büyük bir acı.Kolay atlatılmaz.Bu laflar kesinlikle Kings için söylenebilirdi.Kobe ile Shaq’a ezilmekten tutunda,Robert Horry’den son saniye basketi yemek.Ne lanet olay varsa başlarına geldi.Finallere çıktıklarına binbir kere pişman oldular.

Bir daha da toparlan toparlanabilirsen.Kimse toparlanmalarını beklemiyordu.Beklenen de oldu.Hani Amerikan’larda kalıplaşmış bi söz vardır.O korkunç finalden sonra işte o kalıplaşmış söz dudaklarda dillerde gep söylendi.’’The begining of the end of Sacramento’’.Nitekim yavaş yavaş,yaprak dökümü başladı.Takımın gülleri,hayatı herşeyi soldu.Bibby,Divac,Peja,Webber ve diğerleri birbir kayboldular.Hemde bir anda oldu.Bir anda Sacramento tahtan indi ve hiç kimsenin umursamadığı soytarı rolüne büründü.Bu kadar kolaymıydı yani?Bunca emekten sonra unutulmak hiç yürek yakmazmıydı?Kolaydı evet içini de yakıyodu.Ama kaçış yoktu.Eski Arco Arena ateşi artık yanmıyordu.

Günümüze kadar uzun bir yıl süreci var.En az 6 yıl.Sacramento ne yaptı peki dersiniz?Hani normal bir basketbolsever şu soruyu sorabilir;
‘’Sacramento bu şaşalı yıldan sonra hemen zirvede kalmaktan vazgeçmedi değil mi?Savaşmaya devam ettiler??’’
Sorunun cevabı 6 yıl boyunca hayır oldu.Ne bir hareketlenme ne bir basketbol.Takım sıfır.Sıfırdan başka anlatacak tanım bulamadım.Ama nasıl anlatabilriim ki?Hiç bir şey yapmazmı bir takım ya?Hele böyle güzel günlerden sonra.Hiç mi özlemediniz o günleri diye sorarım ben adama…
Bunu tek düşünmeyen Sacramento Basketbol Kulübü oldu.Düşünmeden plansız hareket ettiler ve batının dibiyle kendi adları özleşti.Geçen sene bir laf duydum ki içimi parçaladı.
Kaan Kural’ı hepimiz biliriz.Murat Kosova ile birlikte NBA için güvenebileceğim nadir insanlardan biridir.İşte kanal yayınlıyor bu hafta izleteceği maçları.Sıra sıra geçti,Dallas Mavericks-Sacramento Kings maçına geldi.Birden işte o muhabbet başladı.Kaan Kural şöyle dedi;’’Şimdi 2002-2003 yılları olacaktı bu maçı düşünsene Murat,hemde Arco Arena’da.Bu Dallas-Kings rekabeti müthiştir.Ama şuanda çok zevksiz bir maç izliycez.Eskisi gibi olsa bu maçı izleyin derdim’’
Burada Kaan Kural’a kızmadım tabi,aksine çok doğru söyledi.Ama insan şöyle bir düşününce de iç geçirmeden edemiyor.Keşke olsaydı da izleseydik!Arco Arena ölü durumdaydı.13 bin küsür seyirciyle en az seyirci saysını elinde burunduruyordu bu salon.Eskiden olsa,gördüğümüz futbol maçlarındaki gibi her yer dolardı.Ama artık o günlerde eskide kalmıştı.Geçen sene Sacramento’nun 6 yılının özeti olan bir durumu vardı ki içler acısı.

Bir takım NBA tarihinde diğer konferanstan takımlarla kendisi hariç 29 kez maç yapar bir sezonda.Şuana kadar NBA tarihinde de hiçbir takım diğer konferanstan bir takıma 29 maçı da kaybetmemiştir.Sacramento bunu az daha başarıyordu.Son 2 maça gelince NBA’de bir panik oluştu.Sacramento’nun doğu konferansından iki rakibi vardı.İkisinide kaybederse,utanç verici o damgayı kafalarına yiyeceklerdi.Allah’tan Knicks yardımlarına koştu ve Sacramento’yu bu durumdan kurtardı.Son maçında Philadelphia’ya yenilselerde en azından 1-28 ile yırttılar.Ama buna sevinmelilermydi?Şakamı bu?Buna cidden sevindiler mi?Merak ediyorum.Ciddi bir şekilde düşünürsek,siz sadece 1 galibiyet almışsınız.Bu sizin tembelliğinizi gösterir.Bu sizin basketbola olan inancınızı tamamiyle kaybettiğinizi gösterir.Bu sizin…neyse devam etmiyeceğim yoksa bu yazı bitmeyecek!!Kings bu 1 galibiyet dışında koca sezonda 16 galibiyet alabildi.Bunuda başarı olarak sayabiliriz.En azından ilerde 2009 Draftı’nda başlarına koncak talih kuşuna kavuşmak için olumlu bir sonuçtu.
2009 Draftında başlardan hak kazandı adam seçmeye Kings.Başta basketbol dünyası seçilecek adama acıyordu.’’Kings’te kariyerini eritecek çocuk!’’.Seçtikleri adam Tyreke Evans’tı.Parlak bir çocuk.En azından bir ruh getirsin diye onu geliştirmek için Yaz Ligine yolladılar.Yaz Ligindede bu adam kendini geliştirdi.Bir NBA oyuncusu olmak için gerekli şeyleri ufak ufak öğrendi.
| Click this bar to view the full image. |

NBA zamanı geldi çattı.2009-10 sezonu başlıyordu.Umutsuz Kings’in tek umudu Tyreke Evans’tı.O da sezona pek parlak bir başlangıç yapamadı.Basketbol dünyasının beklediği,Kings’in ise beklemediği şey oldu.Kötü bir çaylak başlangıcı.Sonra takımın en iyi şutörü diyebileceğimiz adam Kevin Martin şanssız bir sakatlık geçirip takımdan uzak kaldı.İşte bu bir devrim oldu.
Martin’in gitmesiyle aşka gelen Evans bir oynamaya başladı.Bir oynamaya başladı.İnanılmaz kelimesinin altını çizerek söylüyorum.İnanılmaz bir performans.O böyle oynarken Kings hala kaybediyordu ama en azından umut veriyordu.Klasik tabirleGünler bir bir geçerken Evans harika performansına devam ediyordu.Canı sıkılmış olacakki,Garcia ve Thompson’da Evans’a katılalım dediler.Bir katıldılar baktık Kings kazandı.Bu Kings’in hoşuna gitti.
Kings için hep derim ‘’Bir şeyi bi kere yaptılar mı,hep yaparlar’’
Yani yaptılarda.İçerde öyle maçlar kazandılar ki geçen seneki Kings bu muydu dedik?Tyreke Evans,Francesco Garcia,Thompson’ın başını çektiği kadro tüm NBA’e ;
‘’Biz kralız,soytarılıktan bıktık’’mesajını veriyordu…
Şu anda takım bu yazıyı yazarken,yıllar sonra playoff için adını geçirmekte.Umutlu olarak,bu mevkiden birkaç adım daha çıkıp geleceği sağlamlaştırmak adına 8.sıradan playoff yapabilir.Lakers gelsin,Phoenix gelsin..4-0 elensin Kings.Sorun değil,bu takım bu sene kuruldu.Tecrübe kazanmaları önemli.Birşeyler öğrenebilirlerse ne mutlu olanlara.Şimdi Martin’de döndü ve buna rağmen Kings kazanıyor.Umarım ki bu devam eder ve tekrar o Arco Arena ateşini görebiliriz.Bu yıl olmasa da seneye belki 2011 ama yeterki bir daha o heycanı yaşayalım..

…
Kaan Özkan
17 Ara
Merhaba sevgili basketbolseverler.2.yazımla sizlere merhaba diyorum.Başlıktan da anlaşılacağı gibi bu yazımda eksileri,artıları,inenleri,çıkanlarıyla Denver’ı enine boyuna ele aldım.
Carmelo’nun takıma katılmasıyla başlayan yükselişleri,geçen sene pik yaptı ve batı finalinde mücadele ettiler. Bunda takım kimyasındaki değişim ve oyuncuların performanslarının artması çok etkili olsa da unutmayalım ki geçen yıl batının favorilerinin(Lakers hariç) formsuz oluşu da Denver’ın yükselişinde yadsınamaz bir gerçek.
Bu seneye bakarsak Denver yine sezona iyi bir başlangıç yaptı ve bu sene de potanın içinde olacağını gösterdi.Herkesin ortak kanaati olan Billups geldi takım savunmayı öğrendi; mantığı aynen devam ediyor.Diğerlerinin de ona uyum sağlaması özellikle taraftarlarını heyecanlandırıyor. Peki bu takım savunmayı gerçekten iyi yapıyor mu?Bu konuda takımın istatistiklerine bakmanız yeterli olacaktır.Maç başına 101 sayı yiyen bir takım sizce iyi bir savunma takımı olur mu?O zaman Boston,Cleveland,Lakers ve hatta ort. 95 sayı yiyen Oklahoma’ya haksızlık yapmış oluruz.Savunmayı takımdan bireysele indirgersek bu takımın savunma üzerine oynayamayacağı çok açık.Öncelikle pota altının bir numaralı ismi Nene kesinlikle savunması zayıf bir oyuncu.Kenyon Martin sakatlığı sonrası bir türlü o şaşalı New Jersey günlerine dönemiyor.C.Andersen ise inanılmaz hırsı ve atletikliği ile takımı ateşleyen bir oyuncu.Kısalara baktığımızda Billups ve Affalo takımın tartışmasız en iyi savunmacıları.Denver’ı iyi takip edenler bilir; özellikle Affalo savunmanın gizli kahramanı.Carmelo,J.R. ve Lawson ise Nba’in kesinlikle iyi savunmacıları değil.Zaten Melo’nun en çok eleştirilen yanı savunması.Kobe,Lebron gibi onun ayarındaki oyuncularla kıyaslarsak hak vermemek mümkün değil.
Yazımın başını okuyan biri bu adam Golden State’i mi anlatıyor diyebilir:) ama bunlar Denver’ın gerçekleri.Savunma faslını geçersek Denver gerçekten çok opsiyonlu bir hücum takımı.Phoenix’le birlikte 108 sayı ile bu alanda liderler.Bu sene şutlarını daha da geliştirip sayı krallığında zirveye yerleşen Melo bu tablonun baş ressamı.Sayı anlamında herşeyi yapıyor.Şutları,penetreleri,boyalı alan oyunları,serbest atışları gerçekten etkileyici.Onla ilgili söyleyecek çok şey var ama takımın starı olduğu için zaten göz önünde.Billups’a gelirsek olgunluk olayını aşmış bir adam.Yıllarca Detroit gibi bir takımı oynatıp altın çağlarını yaşatan Billups’ın Denver’a gelince yaptığı ‘Bu takım Carmelo’nun takımı ve ben onun takımının bir parçasıyım’ sözleri bunun kanıtı.Tüm sporculara örnek olacak bir davranış.(Ne kadar savunmalarını beğenmesemde ) Takım savunmasını başlatan isim Billups.Billups’ın gelişiyle takım savunmaları rezillikten vasata yükseldi:) Diğerlerini de bu konuda motive ettiği kesin. Onun haricinde yine sezon içinde kendini pek sıkmadan takımı oynatıyor.3 lüklerde,serbest atışlarda ise bildiğimiz gibi .Yaşı ilerlediği için enerjisini verimli kullanmak zorunda olduğunu iyi biliyor.
Takımın bir diğer guardı J.R. Smith ise ilginç bir oyuncu.Agresiflikte Artest ve R.Evans’a rakip.Bu yaz da arkadaşının ölümüyle sonuçlanan trafik kazası sebebiyle 24 gün hapis yatarak son noktaya ulaştı..Ama dediğim gibi ilginç adam, şimdi hiçbirşey yokmuş gibi oyununu oynuyor.Başka biri olsa kolay kolay toparlanamazdı.Bunda Denver yönetiminin verdiği destek ve en önemlisi J.R Smith’in vicdanına yenilip büyük pişmanlık duyması baş rol oynadı.Umarım böyle devam eder. Oyun olarak geçen seneki gibi.Potaya çılgınca dalışları,ilginç şutları ve dinamizmiyle takımın önemli bir silahı.Melo’dan sonra spektaküler sayılar atabilecek tek Denver’lı.Günün de olduğunda öyle saçma sapan atışları(özellikle 3lükler) giriyor ki şaşırmamak elde değil.Ty Lawson ise Denver’ın sürpriz çaylağı..Ortalama 20 dk. oynayıp 7.9 sayı atıyor.Ama bundan önemlisi neredeyse %5o ile atması ve takıma çok çabuk uyum sağlaması.Bana geçen yıl ki C.Lee’yi hatırlatıyor..Şutları çok iyi ve gelişmeye elverişli bir atış stili var.Özellikle Melo’nun kenarda olduğu bazı anlarda hücumu tamamen onun sürüklemesi özgüveni için çok iyi.Cesaretini anlatmak için Lakers maçında vurduğu smaç sanırım yeterli.Takımın bir diğer guardı Affalo yazımın başlarında da söylediğim gibi savunmanın gizli kahramanı.Nerede durması gerektiğini çok iyi biliyor.Sanırım Detroit’ten beri Billups’la oynaması onu bu alanda geliştirmiş.İstatistikleri ise hücum anlamında düşük yüzdeyle atması dışında Lawson la aynı ama kesinlikle onun gibi göze batmıyor.A.Carter ise bu etkili gençlerin yanında ilerleyen yaşıyla iyice gözden düşüyor.
Uzunlara baktığımızda Nene buranın efendisi.Geçen yıl testis kanserini yenen Nene kendini her yıl geliştiriyor.Hatta bu sene batıda uzun kıtlığı olduğundan All Star için adı geçiyor.Pota altı bitiriciliği Boozer gibi olmasa da iyi.Ama onun asıl avantajı bileklerinin yumuşaklığı değil dinamizmi ve kalın bir oyuncu olması.Bu sayede boyalı alanı çok iyi kullanıp tutulması zor bir adam oluyor.Savunmadaki ise esas sorunu konsantre olamaması ve kollarının kısa olması.İlk 5 in diğer uzunu K.Martin ise maalesef geçirdiği ağır sakatlıklar sebebiyle bu takıma potansiyelinin anc ak yarısın veriyor.Bu takıma savunması için alınsa da hücumda da fena değil.10-7 lik bir sayı ribaunt istatistiği var.Pozisyonu için biraz ince kalsa da onun asıl silahı hırs olduğundan 4 numarayı idare ediyor.
Diğer uzunlardan Balkman,Petro ve M.Allen’ı geçersek C.Andersen var.Namı-diğer Kuşadam..O da uyuşturucu madde gerekçesiyle 2 yıl basketboldan uzak kalmıştı.Ama o da J.R. gibi hiçbirşey olmamışçasına oyununa baktı ve geçen seneyi iyi geçirdi. Tüm vücudunu kaplayan dövmeleriyle,garip sevinçleriyle tam da bu çılgın takıma göre.Enerjisini tüm salona hissettiren Andersen yaptığı unti-insani bloklarla ve potayı kırmaya çalıştığı smaçlarla sempatik bir adam haline geldi.Bu enerjisi takımı eksta ateşleyip savunma dinamizmini kazandırıyor.Bir de takımın müthiş kondisyoneri Steve Hess’ten bahsetmek istiyorum.Billups başta olmak üzere takıma koç Karl’dan bile daha yakın.Kondisyon programlarını çok özel seçiyor ve oyunculara öyle aşılıyor ki çoğu ekstra antrenman yapıyor.Birçok Nba takımının peşinde olduğu Hess, içindeki Denver aşkıyla bu takıma uzun yıllar hizmet edecektir.
Kaliteli ve geniş kadrosuyla Denver savunmada hala tatmin edici olamasa da hücumdaki zenginliğiyle bu yıl da en azından batı finalini hedefliyor.Bence Lakers’ın en büyük rakibi.Dallas ve Phoenix ne kadar iyi olsa da Denver onlardan daha komple bir takım.Son olarak Carmelo,J.R.Smith,K.Martin, Andersen ve eski bad boy Billups’la şampiyonluğun 1 numaralı favorisi olmasa da kavgaya tutuşulmaması gereken 1 numaralı takım oldukları kesin:)….
Uykusuz Nba Geceleri Dileğiyle M.Akif KARABULUT
15 Ara
Bu sezona istediği başlangıcı yapamayarak taraftarını hayalkırıklığını uğratan New Jersey Nets’te, daha önce planlanan Brooklyn projesinde önemli adımlar atılıyor. Ekonomik kriz nedeniyle sekteye uğrayan Brooklyn projesi hakkını somut bilgiler verilirken Nets’in hedefi 2011-12 sezonunun ilk maçını yeni salonunda oynamak.
Nets’in planlarında sapma olmazken takım sezon sonunda Brooklyn’e taşınmanın hesaplarını yapıyor. Yapılması beklenen salonun yapımının bu ayın sonunda başlayacağı daha önce açıklanmıştı.
Verilen bilgilere göre salon yapımının 28 aylık bir süreyi bulabileceği konuşuluyor. Burdan yola çıkılarak Nets’in bu salona 2012′den önce geçmesi ise mümkün gözükmüyor.
15 Ara
Boston: Temel kadrosunu koruduğu için söylenecek çok şey yok. Savunmaya dayalı oyun stilleri onları yine yukarıda tutuyor. Pierce ve Ray Allen’da yaşa bağlı bir düşüş var. Fakat bu ismlerin formasının bile maç kazandıracağı bir gerçek. Bana göre Garnett ve kendini devamlı yükselten Rondo savunmanın temel direkleri.Takıma yeni katılan R.Wallace’n yaptığı katkı da göz ardı edilmez. Play off’larda yaşlı dediğim Allen, Pierce, Garnett 3 lüsünün performansı yine rotalarını çizecek..
Cleveland: Bu sene takım kimyasının değişeceğini düşünüyordum.Shaq gibi bir yıldız gelmişti.Ayrıca Parker ve Powe da takıma katılmıştı.Maalesef sonuç yine aynı..Takım sıkışınca pass to LeBrON,LeBrON to basket…Bir kaç maç bunun aksi olsa da mesaj maçlarında durum aynı.Bir de Cleveland bu sene zayıf takımlara yenilme hastalığına yakalandı (bknz. Charlotte,Memphis vs.)Bunun sebebi tamamiyle konsantrasyon eksikliği.Herşeye rağmen kaliteli ve geniş kadrosuyla bu sene Boston’la bir doğu finali oynayacaklarını düşünüyorum..
Orlando: Hedo’ ya elveda diyen Otis Smith yaptığı takaslarla bu olayı çabuk unutturdu.Barnes,Bass,Carter ve Ryan Anderson gibi çok önemli isimler alındı ve Lewis’in 9 maçlık cezasına rağmen geçen sezondan daha iyi bir başlangıç yaptılar.Nelson’ın sakatlığı moralleri bozsa da J.Williams onu idare ediyor.Patlayıcı 3 lük sistemleri bazı maçlarda ortaya çıkıor.Yakında Howard da 3 lüğe başlarsa şaşırmayın:)Carter’a gelirsek eski Carter olamayacağı kesin ama bu takımın zaten 1 numaralı silahı Howard.Onun da yapacağı Lewis gibi tamamlayıcı rol üstlenmek.Doğu’da Boston ve Cleveland ‘la birlikte en büyük şampiyonluk adayı.(son olarak Otis Smith 2 sene sonra C.Lee yi hüzünlü gözlerle izleyeceği için ondan bahsetmedim ve zamana bıraktım:9
Miami: Alın bir Cleveland daha..:)Tek farkları savunma zaafları ve dar rotasyonları.Sistem aynı Wade’e ver Wade atsın.Bir türlü gelişemeyen Beasley,son demlerindeki Jermain ve skor için alınıp ortalama 3-5 sayı atan Q.Rich le bu iş olmaz.Sürpriz yumurta gibi çıkan Chalmers ise takımın gelişememe sürecine uymuş durumda.Neticede bu takımın görebileceği yer doğu yarı finali olur.
Atlanta: Bu aralar formları düşse de bence doğunun Boston’la birlikte en komple takımı.Woodson doğru basketbolu oynatmaya devam ediyor. Takımı iyice sahiplenen Joe Johnson ve şut sevdasından vazgeçen Josh Smith takımın en önemli parçaları.Horford,M.Williams ve Bibby görevlerini yapıyor. Kenardan gelen Crawford ise aranan bench skoreri olduğunu gösterdi.Bu performanslarıyla onlardan play off lar için umutluyum.Ama karşılarına oyunlarına ters düşen bir Cleveland gelirse sonları hüsran olur..
Toronto: Kadrosuna Hedo’yu katarak taraftarını heyecanlandıran Toronto benim en büyük hayal kırıklığım.Savunma yapmayı bilmiyorlar.Savunma sertliği bakımından Golden State’le birlikte nba’in en yumuşak takımı.Takıma muhakkak sert savunma oyuncuları takviye etmeliler.Diğer bir sorun ise takımdaki genel düşüş.Bargnani ve Bosh hariç hepsi formsuz.Calderon geçen yılı mumla aratıyor.Hedo ise zaman geçtikçe biraz daha form tutacaktır.De Rozan da bu kadar ısrar edilmesini de anlamsız buluyorum.Orta seviyedeki çaylak oyuncuların takıma yavaş yavaş monte edilmesi gerektiğini birinin Triano’ya hatırlatması gerekir.Jaret Jack için de kendi çapında dans ediyor terimi sanırım yeterli.Neticede Toronto’da bu aralar bir kıpırdanma olsa da bu kadro yapısıyla ancak play off lara kalabilirler..
Milwaukee: Sezona iyi başlayıp orta halli devam eden Bucks için sanırım senenin sürprizi Jennings olmuştur.Geçen yıl Dinamo’da vasat bile olamayan Jennings, Redd’in sakatlığında muhteşem maçlar çıkardı ve 55 sayılık bir de çaylak rekoru kırdı.:) Bu seneki çaylaklardaki cesaret onda da fazlasıyla var.Ersan için de 2.Milvaukee macerası harika..Takımın açık ara en faydalı oynayan oyuncusu(H.Warrick i de unutmayalım)Sezon başı 4 numara için kısa ve cılız olduğu düşünülse de azmiyle ve hırsıyla bunların üstesinden geldi.Özellikle Dallas maçında harika bir oyun çıkardı.Redd’in sakatlık yüzünden çok katkı veremediği Milwaukee’yi Jennings,Ersan,Bogut ve Warrick play offlara taşıyacaktır.Ama ilerisi..?????
Akif Karabulut
14 Ara
Bir Varmış Bir Yokmuş…
…Bu Sezon Hak Ettiğinin Altında Değer Gören Bir Celtics Varmış

Kevin Garnett ve Ray Allen takıma geldikten sonra altın çağına giriş yapmıştı Boston Celtics. Her ne kadar yaşlarının ilerlemiş ve ilerleyecek olmasından dolayı kısa bir altın çağ olacak diye baksakta onlar umarsız ve acımasızca Pierce, Allen ve Garnett’dan oluşan Big Three ile ilk sezonlarında şampiyonluğa ulaştılar.
Celtics öyle bir takım kurmuştu ki, sadece TD Garden seyirci sayısı olarak değil, tüm dünyada birçok yeni taraftar kazanmıştı. Şampiyonluk öncesi baktığımızda, seyirciler mutsuz, umutsuz ve Doc Rivers’ın acilen yollanması yönünde pankart açanlar mı istersiniz, kafalarına “Fire Rivers” yazılı kese kağıdı geçirenler mi, kısacası her türlü olumsuz tepkilerini gösteriyordu Celtics taraftarları. Aradan bir yıl geçmişti ve takım farklı bir kimliğe büründü herşey değişti. Şuanda NBA’de düzenli şampiyonluğa oynayan bir takım var. Geçtiğimiz sezon Garnett’in sakatlığı onları finalden uzak tuttu. Bir sakatlık, derli toplu, düzenli bir takıma ne kadar zarar verir hep beraber Magic’e elenirlerken izledik. Tabiki Celtics taraftarları dışındaki hepimiz Hido’lu Magic’i destekliyorduk. İstediğimiz oldu, ta ki finale kadar. O da ayrı bir hikaye, biz konumuzdan kaymayalım. Takımda 11. sezonunu geçiren ve burada bırakması muhtemel bir “The Truth” var. 7 kez All-Star seçilmiş gerçek bir yıldız. Bahsettiğimiz kişi Big Three’nin ortasındaki adam Paul Pierce. NBA’in gelmiş geçmiş en iyi şutörlerinden Ray Allen. En dominant uzunlarından Kevin Garnett. 3 büyük güç bu takımı her sezon şampiyonluğa oynatıyor. İşte böyle düşünürseniz yanılırsınız..

Rondo Gerçeği
Big Three bu takıma yeter düşüncesi birçoğumuzun düşüncesi olabilir. İşte yanıldığımız bir nokta. Takımda 2 yıldır biraz arka planda kalan, yalnızca geçtiğimiz sezon göz önüne ciddi şekilde çıkmayı başaran Rajon Rondo diye adlandırılan bir genç var. Bu genç daha 23 yaşında 4. sezonunu geçiren, maç başına 12 sayı atıp 9.5 asist yapan ve en unutulmaması gereken 2.6 top çalma ile NBA lideri olan bir oyuncu. Her sene tüm istatistiklerini yükseltmeyi başaran bir başarı abidesi. Dostu, sevdiği çok aynı zamanda düşmanları da çok. NBA’de başarı savunmadan geçer. Rondo ise her sezon savunmasını takıma uygun şekilde geliştiriyor. Big Three’den çok bahsedildi, yazıldı çizildi ancak ben bu yazıda onlardan bahsetmektense Rondo’ya daha çok yer ayıracağım.
Yeni nesil guardlarda içeri penetre edebilen, bol sayıda arkadaşlarını oynatıp asist yapabilen, top çalabilenler arasında ilk 3′te. Geçtiğimiz sezon Rondo’nun patlaması bana Big Three değil, Big Four dememiz gerektiğini farkettirdi. Her takımın bir beyni vardır. Bu Celtics dışındaki büyük takımlarda genelde hep skorer oyunculardır. Örneğin Cleveland Cavaliers’ta LeBron James, Los Angeles Lakers’ta Kobe Bryant gibi. Boston Celtics bu takımlar gibi seksi bir basketbol oynamıyor olabilir ancak takımda tam anlamıyla bir “takım kimyası” bulunduğundan bu derece başarılılar. Celtics’in beyni ise bu yıl tamamen ortaya çıktığı üzere Rondo’ya doğru yöneliyor. Celtics’te Big Three’nin dağılmasına sayılı yıllar kala, Rondo’nun yeri şüphesiz takımda belli. 23 Yaşında ve her maç triple-double potansiyeli ile oynayabilen bir oyun kurucunuz varsa, onu elinizden kaçırmak saçmalıktır. Şuanki değeri Big Three’den daha fazla. İster inanın ister inanmayın ama öyle.

Bu Sezon Hakkettiğinin Altında Değer Görüyorlar
Sezon başlamadan önce kime sorsanız ya Shaq’ın da gelmesiyle Cleveland Cavaliers, ya Los Angeles Lakers ya da Carter’ın gelmesiyle Orlando Magic şampiyon olacak dendi. Orlando Magic’i elemenizi şimdiden tavsiye ederim çünkü takımın beynini verip, daha çok skorer bir oyuncu almayı yeğlediler ve Hedo’yu gönderdiler. Büyük bir olumsuzluk onlar için. Cavaliers ve Lakers hala çok iyi ancak, NBA’de onlardan daha takım gibi bir takım Celtics var. 10 maçlık galibiyet serileri bulunuyor an itibariyle ve sonunda değerini almaya başladı. 19-4 galibiyet yüzdesi ile NBA’in zirvesindeler. Big Three’nin yaşlanması, yavaş yavaş teklemelere sebep olabilir dendi. Oldukça iyi bir sezon başlangıcının ardından zayıf ekiplere yenilinmesi “Bak demiştim” gibi söylemlere yol açtı. Ardından takım öyle bir toplandı ki 10 maç üstüste galip geldiler. Belkide siz bu yazıyı okurken diğer bir galibiyeti kutluyor yada kutlamaya hazırlanıyor olabilirler.
Celtics, hakettiğinin altında değer görürse bence bu artık Big Three’nin 35-36 yaşlarına geldiği anlamına gelir. Big Three yaşları ilerleyince takas mı olur, free agent mı olurlar bilemeyeceğim ama bu takımın kimyası onlar dağılana kadar devam edecektir. Bu da başarıya eştir. Rajon Rondo gibi genç ve oyunu okumayı çoktan beynine kazımış bir oyun kurucu ile, Big Three dağılsa bile Celtics başarılı olmaya devam edebilir. Hakettiğinin altında değer görmek bu sezon Celtics ile aynı cümlede kullanılmamalı.

Son Bir Değerlendirme
Garnett, Pierce ve Allen dışında bu takımda 4. “Big” hitap edeceğimiz Rajon Rondo var. Bu 4′lü aynı 5 yıl öncesinin Pistons’ı gibi düzenli bir çark gibi işliyor. Big Three dağılınca açılacak olan geniş salary boşluğu ise Celtics’e birçok yıldızı getirebilecek. Bu da Celtics taraftarlarının sevinmesi için ayrı bir sebep. Benche baktığımızda ise, Celtics yönetimi öyle olumlu işler yapıyor ki takımı bütünlüyorlar. Az önce Pistons’dan bahsetmiştim. Pistons’ın savunma olarak NBA’e hükmettiği dönemde bench sıkıntısı 2005 finalinde kaybetmelerine neden olmuştu. Celtics şuanda NBA’de o seviyede savunma yapan bir takım. Ancak Pistons’tan en büyük farkı benchlerinde ufak ufak ama tam uyumlu oyuncular bulunması. Eddie House bunların başında geliyor. Playoff’larda ritmini buldumu ne kadar korkutucu oluyor biliyoruz. NBA’de belkide şutu en güvenilir isimlerden biri. Rasheed Wallace’a baktığınızda ise birçok takımın benchinde isteyeceği türden şutör bir uzun. Başarılı kariyeride onun bir diğer artısı. Bunların dışında her sezon Celtics çok kritik oyuncuları benchine katıyor. P.J Brown bunlardan biriydi. Leon Powe’u da unutmayalım..
Big Three’den bahsettik, bench gücünden bahsettik peki ya Kendrick Perkins. Perkins, Boston’ın yazının başında dediğim “Altın Çağ”a girmeden önce vasatın altında oynayan, gelişmeye çalışan ama yerinde sayan bir uzunuydu. Altın Çağ başladı o da buna uyum sağlayıp kendini çok geliştirdi. Rajon Rondo’nun oyunu okuma özelliğinin ona etkisi çok büyük, bu yüzden ona şükran borçlu. Kendrick Perkins şu sıralar doğu pivotlarına baktığınızda rahat üst sıralara koyabileceğiniz bir uzun. Bir diğer deneyimimle, Fantasy Lig oyunlarında takımınızın bütünleyici parçalarından biri olacak bir oyuncu. Perkins’in de bu takımda Big Three’den sonra kalma ihtimali yüksek.
Celtics her ne kadar yaşlı bir takım olsada, bütün oyuncular bir bütün gibi görevlerini yerine getirdiği için bu derece başarılılar. Bu sezon başında da söylediğim gibi Celtics benim finalist ve hatta şampiyon adayım.
Enes Gönenç
5 Ara
3SAYI Online Basketbol Dergisinin 3. yıl özel sayısı çıktı.
25 konudan oluşan dergi tam olarak 270 sayfa.
Online okumak için tıklayınız: http://www.3sayi.com
21 Kas
Philips Arena’da oynanan zorlu Hawks-Rockets maçında galip gelen taraf ev sahibi Atlanta Hawks oldu.Josh Smith’in son saniye basketiyle maçı kazanan Hawks maçı 105-103 yenmeyi bildi.
Bu sezon en iyi oyununu ortaya koyan Marvin Williams 29 sayı,9 ribaundla maçı tamamladı.Galibiyeti getiren Smith ise 9 sayı ile maçı bitirdi.
Houston’da T.Ariza 16 sayı,8 ribaundla oynarken,Aaron Brooks 15 sayı ile onu takip etti.
| HOU (7-6) | 26 | 25 | 21 | 31 | 103 |
| ATL (11-2) | 28 | 27 | 22 | 28 | 105 |
21 Kas
Air Canada Center’da yapılan zorlu mücadelede Hidayet’in yeni takımı Toronto Raptors,Miami Heat’i 120-113 ‘lük skorla galip geldi.
Raptors’ta Bargnani 24 sayı attı.Temsilcimiz Hidayet ise 19 sayı,8 ribaundla göz doldurdu.
Heat cephesinde ise Chalmers 30 sayılık performansıyla mağlubiyeti engelleyemedi.
| MIA (7-5) | 24 | 25 | 34 | 30 | 113 |
| TOR (6-7) | 26 | 43 | 20 | 31 | 120 |
21 Kas
LeBron James’in 40 sayılık muhteşem performansıyla Indiana Pacers’ı 105-93 yenmeyi bildi.Pacers son periyota önde girdiği halde Cleveland harika bir basketbolla kazandı.
Pacers’ta ise J.J Hickson’un 15 sayı,7 ribaundluk katkısı maçı koparmaya yetmedi.
| CLE (9-4) | 38 | 28 | 11 | 28 | 105 |
| IND (5-5) | 38 | 23 | 21 | 13 | 95 |
21 Kas
Nefesleri kesen karşılaşma Orlando Magic’in 83-78 üstünlüğüyle sona erdi.Vince Carter’ın 26 sayı,6 asist,6 ribaundla maçı tamamlayan Carter takımını sırtlayan isim oldu.
Boston Celtics’de ise Paul Pierce’ın 21 sayılık performansına rağmen kritik dakikalarda basit top kayıplarıyla maçı yenik tamamladı.
| ORL (10-3) | 29 | 14 | 23 | 17 | 83 |
| BOS (9-4) | 13 | 27 | 19 | 19 | 78 |
Son Yorumlar