Basketbol ve NBA
Search results for All Star
İşte LeBron’un yeni takımı!
9 Tem
NBA yıldızlarından LeBron James, yeni sezonda takımı Cleveland Cavaliers’den ayrılarak, Miami Heat’te oynayacağını açıkladı.
Uzun süredir hangi takıma gideceği tüm dünyada merak konusu olan ”kral” lakaplı James, kararını Amerikan spor kanalı ESPN’nin kendisiyle yaptığı 1 saat süren özel yayında duyurdu.
NBA’de son iki sezonda En Değerli Oyuncu (MVP) seçilen James, bu kararıyla, yeni sezonda iki All-Star oyuncusu Dwyane Wade ve Chris Bosh ile aynı takımın formasını giyecek. Wade, yeni sezonda takımı Miami Heat’te kalacağını, Bosh da Toronto Raptors’tan ayrılarak, Heat’te oynama kararı aldığını açıklamıştı.
ABD’nin Connecticut eyaletinin Greenwich kentinden yapılan canlı yayında James, ”Wade ve Bosh, iki büyük oyuncu ve benim de katılmamla gerçekten iyi bir takım olacağız” dedi.
Kararını Perşembe sabahı annesine danışarak verdiğini kaydeden James, ”Yeteneklerimi South Beach’e (Miami’nin ünlü plajı) taşıyacağım ve Miami Heat’e katılacağım. Şimdi ve gelecekte kazanmak için bunun bana en iyi fırsatı sunacağını hissediyorum. Sadece normal sezonda kazanmayı değil, şampiyonluk istiyorum” diye konuştu.
James, ayrılma kararı aldığı Cavaliers ile ilgili de, ”Cleveland’ı hiçbir zaman terk etmek istemedim, kalbim her zaman orada olmaya devam edecek. Cleveland taraftarları karışık duygular içinde olabilir, ama Akron benim her zaman evim olacak” dedi.
HİÇ ŞAMPİYONLUK GÖREMEDİ
Kariyeri boyunca 28 civarında sayı ortalamasıyla oynayan ve NBA tarihindeki en başarılı oyunculardan biri kabul edilen 25 yaşındaki James, 2003 yılında kendisini ”draft” eden Cleveland Cavaliers’te iki kez MVP seçilmiş, 6 kez de All-Star forması giymiş olmasına rağmen hiç şampiyonluk göremedi.
Yeni sezon için takımı Cleveland Cavaliers’in yanı sıra Miami Heat, Chicago Bulls, New York Knicks, New Jersey Nets ve Los Angeles Clippers’tan teklif alan James’in hangi takımı seçeceği, ABD ve dünya kamuoyunda merakla bekleniyordu. James’in Miami Heat’i seçmesinde, NBA’in diğer önemli iki yıldız oyuncusu Wade ve Bosh ile aynı takımda oynama fikrinin belirleyici olduğu yorumları yapılıyor.
MİAMİ’DE SEVİNÇ, CLEVELAND’DA HÜZÜN
James’in kararı, Miami’yi sevince boğarken, Cleveland’da ise hüzün ve öfkeye neden oldu. James’ın kararını Miami’deki bir lokantada televizyondan izleyen Dwyane Wade, yıldız oyuncunun ”Miami Heat” demesiyle, sevinç çığlığı atarken, ”Bu, çok çılgınca bir şey olacak. Heat tarihinde yeni bir bölüm başlıyor” yorumunu yaptı.
Heat Başkanı Pat Riley de, açıklamasında, ”LeBron James ve Chris Bosh’un Miami’ye gelerek, büyük oyuncumuz Dwyane Wade ile güçlerini birleştirme kararı almalarından dolayı çok heyecanlıyız. Taraftarlarımızın uzun süre gurur duyacağı bir şeyi inşa etme fırsatını sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.
James’in kararını açıklamasının ardından, Miami sokaklarında da kutlamalar yapıldı.
Öte yandan, James’in yeni sezonda takım arkadaşı olacak Chris Bosh da, Twitter’dan gönderdiği mesajda, gelişmeden duyduğu heyecanı dile getirdi.
Cleveland’da ise bazı taraftarlar LeBron James’in formasını yakarken, Cavaliers’in sahibi Dan Gilbert da, takımın internet sitesinde yayımladığı mektupta, James’i bencillikle suçlarken, ”Size garanti veriyorum; Cleveland Cavaliers, eski ‘kral’dan (LeBron James) daha önce NBA şampiyonu olacak” ifadesini kullandı.
2009-2010′un Yükselenleri
7 Oca
Merhaba sevgili basketbolseverler… Harika maçlara sahne olan uzun NBA maratonu biz NBA takipçileri için bulunmaz bir nimet. Üzerine kafa yorulacak, tartışılacak ve yazılacak o kadar çok şey var ki.. Ben de sizlere bu sene performanslarını arttıran birkaç oyuncudan bahsedeceğim….
Zach Randolph
Bu yıl beni en çok şaşırtan çıkışı Zach yaptığı için 1 numaram. Demek ki Zach’in dilinden bizler anlamıyormuşuz. Yeteneğinden kimsenin şüphe etmediği ve 2003-2004 te MIP olan bu adamı sırf mentalitesi yüzünden bu seneye kadar takımında görmek isteyecek çok az kişi vardır. Ama o kendi gibi sorumsuzların içine düşünce (Memphis’e) 2 eksi bir artı hesabı takıma çok faydalı oldu ve bizleri şaşırttı. Memphis’in şuan ki istatistiksel lideri durumunda. Maç başına 19.6 sayı 11 ribaunt gerçekten göz kamaştırıcı. NBA’de 20-10 civarı oynayan 3-4 oyuncudan biri.. Özellikle Marc Gasol’la olan uyumu harika. Savunmada, Gasol onun da görevine ortak olup Zach’in kendini hücumu vermesini sağlıyor. O da bizlere NBA’in en iyi pota altı bitiricilerinden olduğunu gösteriyor.. Boyalı alan oyunlarıyla ve 3 lük çizgisini dahi aşabilen şutlarıyla muazzam bir hücumcu. Savunmada hala zaafları olsa da takımı ateşlediği bir gerçek. Özellikle son dönemde Memphis’in yakaladığı çıkışın baş mimarı. Bazen kendini kaybedip sayı-ribaunt istatistiğinde 25-15’i geçip yeteneğinin sınırlarını bizlere gösteriyor. Umarım bundan sonra da Zach bu performansını sürdürür ve Memphis’i izlememiz için bir sebep olur.
Brook Lopez
Çöküşteki New Jersey’in Harris’le birlikte geleceği. Geçen yıl draft edildiğinde kimse ondan böylesine bir performans beklemiyordu. İyi bir takım oyuncusu olacağı kesindi fakat o gözünü yıldızlığa dikmişti. 19.1 sayı 9.7 ribaunt ve 2 top çalma istatistiği sanırım çok şey anlatıyor. Oyun bilgisi bu yaşta bu kadar iyi olan uzun bir Duncan’ı hatırlıyorum. Pota altında uzun kollarıyla her topu çembere bırakabiliyor. Girmeyen şutları takip edip tiplemesi de ayrı bir avantajı. Çok geniş bir oyuncu olmadığı için rakip uzunlar pota altına rahat girse de burada blok sezgisini konuşturuyor. Ayrıca durması gerektiği yeri iyi bildiğinden bu fiziki açığını kapatıyor. Her ne kadar süper star seviyesine çıkamayacak olsa da NBA’in hatırı sayılır uzunlarından olacağı kesin..
Carl Landry
NBA’de 3. yılını geçiren Landry de Zach ve Brook Lopez gibi patlama yapan uzunlardan. Kendisini yılın en çok gelişme kaydeden oyuncusu (MIP) adayı olarak görüyorum. Yao ve T-Mac’in sakatlık kurbanı olduğu bu sene kimse onlardan böyle bir performans beklemiyordu. Bunun en büyük sebebi şüphesiz takımın %100, Landry’nin %200 performansla oynamasıdır. Önceki 2 senesinde güzel smaçları haricinde pek dikkat çekmeyen Landry belki de bir daha yaşayamayacağı bir altın sezon geçiriyor. 26 dk. Süre içinde 16.6 sayı ve 5.6 ribaunt ortalamaları; tam anlamıyla muazzam bir performans. Bençten gelip takımı adeta sürüklüyor. Atletik, güçlü, cesur bir oyuncu ve smaç vurmaya bayılıyor:) Gereksiz şutlarından kaynaklanan açığı smaçlarıyla kapatıp %50 saha içi isabetini yakalamış durumda. Scola, Hayes gibi takım arkadaşlarına uyarak o da boyunun çok üstünde değerlendirilmesi gereken bir oyuncu olduğunu gösterdi. Bu dinamik adam da yıldız ışığı göremesem de konsantrasyonunu biraz daha savunmaya vererek daha iyi yerlere gelebileceğini düşünüyorum .
Tyreke Evans
Sene başında Jennings fırtınasında pek görünmeyen Evans’ın kaderi K.Martin’in sakatlanmasıyla değişti. Herkes Sacramento’dan umudu kesmişken bu genç adam Sacramento’ya güneş gibi doğdu. Öncelikle çaylaklar içerisinde pozisyonuna göre fiziği NBA’e en uygun oyuncu. Bunu harika kullanıyor. Çaylak yılında böylesine potaya penetre edebilen özel guardlar kolay bulunmuyor. Oyun stili ve güçlü fiziğiyle D.Rose tarzı bir oyuncu. Korkmadan şut atabilmesi de çok önemli bir özelliği.. Şu an yılın çaylağı ödülünün 1 numaralı adayı. Jennings’i geçmesinin 2 büyük nedeni var.1.’si Evans takım oyununu ön planda tutan bir oyuncu.. Jennings ise O.J. Mayo gibi kendine oynayan bir oyuncu. 2. neden ise Redd’in dönüşüyle Jennings’in daha az top kullanması.. K.Martin’in dönmesiyle Evans’ın 20 sayı, 5 ribaunt, 5 asist civarı olan ortalaması düşecek olsa da Jennings’in durumuna düşmeyeceğine eminim..
Ersan İlyasova
İlk Milwaukee deneyiminde istediğini veremeyen Ersan, Barcelona’da kendini tekrar ispatlayıp, 2. kez Milwaukee’nin yolunu tuttu. Bu kez işler daha farklıydı. Ersan özgüven sorununu aşmıştı ve Skiles’ın gözüne girmeyi başarmıştı. Ersan’ın lehine olan bir diğer gelişme de Redd’in sakatlanması oldu. Böylece Takım Ersan ve Jennings merkezli oynamaya başladı. Tabi Ersan’ımız da aldığı her dakikanın kullandığı her topun hakkını fazlasıyla verdi. Kendinden 1 gömlek üstün 4 numaralarla adeta meydan savaşı yaptı. Enerjisini oyunun 2 yönüne de vererek günümüz ideal NBA oyuncusu kıvamına geldi. Hücum repertuarında her şeyden azar azar var. Şut atıyor, turnike bırakıyor, boyalı alanda fena değil. İşin savunma yanında ise Avrupalı olmanın avantajını görüyor..O kene gibi rakibe yapışma esaslı savunma anlayışının temsilcilerinden biri de Ersan.. Her zaman söylerim. Yararlılık bakımından Milwaukee’nin en faydalı oyuncusu durumunda (25 dk., 11.7 sayı,7.1 ribaunt) Son birkaç maçta kötü oynamasına rağmen bu ortalamayı tutturmuş durumda (Zaten bu yazıyı 1 ay önce yazsaydım kimse niye Ersan bu listeye girmiş diye düşünmezdi). Hedo ve Memo’dan bekleneni alamadığımız bu sezon yüzümüzü güldüren Ersan’a teşekkürlerimi sunuyorum..
Yükselenler listesine Kaman, Noah, J.Thompson, Crawford ve K.Love gibi daha birçok isim eklenebilir. İtirazım yok. Fakat ben bu isimleri seçerken performanslarını tüm seneye yaymalarını ve beklentileri ne kadar karşılayabildiklerini göz önüne alarak yazdım. Son olarak ribaund canavarı olan G.Wallace, rahatlıkla süper star diyebileceğimiz Durant ve Hedo’nun takım arkadaşı Bosh’u unutmadığımı ve bu isimler kendilerinden beklenen gelişimi gösterdiği için yazımda yer vermediğimi belirtmek isterim. Umarım Ersan’ın yanında diğer temsilcilerimiz Hido ve Memo da bu listenin müdavimleri arasına isimlerini yazdırırlar ve bizi gururlandırmaya devam ederler.
M.Akif KARABULUT makifkarabulut@3sayi.com
İlginç bir takım:Denver
17 Ara
Merhaba sevgili basketbolseverler.2.yazımla sizlere merhaba diyorum.Başlıktan da anlaşılacağı gibi bu yazımda eksileri,artıları,inenleri,çıkanlarıyla Denver’ı enine boyuna ele aldım.
Carmelo’nun takıma katılmasıyla başlayan yükselişleri,geçen sene pik yaptı ve batı finalinde mücadele ettiler. Bunda takım kimyasındaki değişim ve oyuncuların performanslarının artması çok etkili olsa da unutmayalım ki geçen yıl batının favorilerinin(Lakers hariç) formsuz oluşu da Denver’ın yükselişinde yadsınamaz bir gerçek.
Bu seneye bakarsak Denver yine sezona iyi bir başlangıç yaptı ve bu sene de potanın içinde olacağını gösterdi.Herkesin ortak kanaati olan Billups geldi takım savunmayı öğrendi; mantığı aynen devam ediyor.Diğerlerinin de ona uyum sağlaması özellikle taraftarlarını heyecanlandırıyor. Peki bu takım savunmayı gerçekten iyi yapıyor mu?Bu konuda takımın istatistiklerine bakmanız yeterli olacaktır.Maç başına 101 sayı yiyen bir takım sizce iyi bir savunma takımı olur mu?O zaman Boston,Cleveland,Lakers ve hatta ort. 95 sayı yiyen Oklahoma’ya haksızlık yapmış oluruz.Savunmayı takımdan bireysele indirgersek bu takımın savunma üzerine oynayamayacağı çok açık.Öncelikle pota altının bir numaralı ismi Nene kesinlikle savunması zayıf bir oyuncu.Kenyon Martin sakatlığı sonrası bir türlü o şaşalı New Jersey günlerine dönemiyor.C.Andersen ise inanılmaz hırsı ve atletikliği ile takımı ateşleyen bir oyuncu.Kısalara baktığımızda Billups ve Affalo takımın tartışmasız en iyi savunmacıları.Denver’ı iyi takip edenler bilir; özellikle Affalo savunmanın gizli kahramanı.Carmelo,J.R. ve Lawson ise Nba’in kesinlikle iyi savunmacıları değil.Zaten Melo’nun en çok eleştirilen yanı savunması.Kobe,Lebron gibi onun ayarındaki oyuncularla kıyaslarsak hak vermemek mümkün değil.
Yazımın başını okuyan biri bu adam Golden State’i mi anlatıyor diyebilir:) ama bunlar Denver’ın gerçekleri.Savunma faslını geçersek Denver gerçekten çok opsiyonlu bir hücum takımı.Phoenix’le birlikte 108 sayı ile bu alanda liderler.Bu sene şutlarını daha da geliştirip sayı krallığında zirveye yerleşen Melo bu tablonun baş ressamı.Sayı anlamında herşeyi yapıyor.Şutları,penetreleri,boyalı alan oyunları,serbest atışları gerçekten etkileyici.Onla ilgili söyleyecek çok şey var ama takımın starı olduğu için zaten göz önünde.Billups’a gelirsek olgunluk olayını aşmış bir adam.Yıllarca Detroit gibi bir takımı oynatıp altın çağlarını yaşatan Billups’ın Denver’a gelince yaptığı ‘Bu takım Carmelo’nun takımı ve ben onun takımının bir parçasıyım’ sözleri bunun kanıtı.Tüm sporculara örnek olacak bir davranış.(Ne kadar savunmalarını beğenmesemde ) Takım savunmasını başlatan isim Billups.Billups’ın gelişiyle takım savunmaları rezillikten vasata yükseldi:) Diğerlerini de bu konuda motive ettiği kesin. Onun haricinde yine sezon içinde kendini pek sıkmadan takımı oynatıyor.3 lüklerde,serbest atışlarda ise bildiğimiz gibi .Yaşı ilerlediği için enerjisini verimli kullanmak zorunda olduğunu iyi biliyor.
Takımın bir diğer guardı J.R. Smith ise ilginç bir oyuncu.Agresiflikte Artest ve R.Evans’a rakip.Bu yaz da arkadaşının ölümüyle sonuçlanan trafik kazası sebebiyle 24 gün hapis yatarak son noktaya ulaştı..Ama dediğim gibi ilginç adam, şimdi hiçbirşey yokmuş gibi oyununu oynuyor.Başka biri olsa kolay kolay toparlanamazdı.Bunda Denver yönetiminin verdiği destek ve en önemlisi J.R Smith’in vicdanına yenilip büyük pişmanlık duyması baş rol oynadı.Umarım böyle devam eder. Oyun olarak geçen seneki gibi.Potaya çılgınca dalışları,ilginç şutları ve dinamizmiyle takımın önemli bir silahı.Melo’dan sonra spektaküler sayılar atabilecek tek Denver’lı.Günün de olduğunda öyle saçma sapan atışları(özellikle 3lükler) giriyor ki şaşırmamak elde değil.Ty Lawson ise Denver’ın sürpriz çaylağı..Ortalama 20 dk. oynayıp 7.9 sayı atıyor.Ama bundan önemlisi neredeyse %5o ile atması ve takıma çok çabuk uyum sağlaması.Bana geçen yıl ki C.Lee’yi hatırlatıyor..Şutları çok iyi ve gelişmeye elverişli bir atış stili var.Özellikle Melo’nun kenarda olduğu bazı anlarda hücumu tamamen onun sürüklemesi özgüveni için çok iyi.Cesaretini anlatmak için Lakers maçında vurduğu smaç sanırım yeterli.Takımın bir diğer guardı Affalo yazımın başlarında da söylediğim gibi savunmanın gizli kahramanı.Nerede durması gerektiğini çok iyi biliyor.Sanırım Detroit’ten beri Billups’la oynaması onu bu alanda geliştirmiş.İstatistikleri ise hücum anlamında düşük yüzdeyle atması dışında Lawson la aynı ama kesinlikle onun gibi göze batmıyor.A.Carter ise bu etkili gençlerin yanında ilerleyen yaşıyla iyice gözden düşüyor.
Uzunlara baktığımızda Nene buranın efendisi.Geçen yıl testis kanserini yenen Nene kendini her yıl geliştiriyor.Hatta bu sene batıda uzun kıtlığı olduğundan All Star için adı geçiyor.Pota altı bitiriciliği Boozer gibi olmasa da iyi.Ama onun asıl avantajı bileklerinin yumuşaklığı değil dinamizmi ve kalın bir oyuncu olması.Bu sayede boyalı alanı çok iyi kullanıp tutulması zor bir adam oluyor.Savunmadaki ise esas sorunu konsantre olamaması ve kollarının kısa olması.İlk 5 in diğer uzunu K.Martin ise maalesef geçirdiği ağır sakatlıklar sebebiyle bu takıma potansiyelinin anc ak yarısın veriyor.Bu takıma savunması için alınsa da hücumda da fena değil.10-7 lik bir sayı ribaunt istatistiği var.Pozisyonu için biraz ince kalsa da onun asıl silahı hırs olduğundan 4 numarayı idare ediyor.
Diğer uzunlardan Balkman,Petro ve M.Allen’ı geçersek C.Andersen var.Namı-diğer Kuşadam..O da uyuşturucu madde gerekçesiyle 2 yıl basketboldan uzak kalmıştı.Ama o da J.R. gibi hiçbirşey olmamışçasına oyununa baktı ve geçen seneyi iyi geçirdi. Tüm vücudunu kaplayan dövmeleriyle,garip sevinçleriyle tam da bu çılgın takıma göre.Enerjisini tüm salona hissettiren Andersen yaptığı unti-insani bloklarla ve potayı kırmaya çalıştığı smaçlarla sempatik bir adam haline geldi.Bu enerjisi takımı eksta ateşleyip savunma dinamizmini kazandırıyor.Bir de takımın müthiş kondisyoneri Steve Hess’ten bahsetmek istiyorum.Billups başta olmak üzere takıma koç Karl’dan bile daha yakın.Kondisyon programlarını çok özel seçiyor ve oyunculara öyle aşılıyor ki çoğu ekstra antrenman yapıyor.Birçok Nba takımının peşinde olduğu Hess, içindeki Denver aşkıyla bu takıma uzun yıllar hizmet edecektir.
Kaliteli ve geniş kadrosuyla Denver savunmada hala tatmin edici olamasa da hücumdaki zenginliğiyle bu yıl da en azından batı finalini hedefliyor.Bence Lakers’ın en büyük rakibi.Dallas ve Phoenix ne kadar iyi olsa da Denver onlardan daha komple bir takım.Son olarak Carmelo,J.R.Smith,K.Martin, Andersen ve eski bad boy Billups’la şampiyonluğun 1 numaralı favorisi olmasa da kavgaya tutuşulmaması gereken 1 numaralı takım oldukları kesin:)….
Uykusuz Nba Geceleri Dileğiyle M.Akif KARABULUT
…Bu Sezon Hak Ettiğinin Altında Değer Gören Bir Celtics Varmış
14 Ara
Bir Varmış Bir Yokmuş…
…Bu Sezon Hak Ettiğinin Altında Değer Gören Bir Celtics Varmış

Kevin Garnett ve Ray Allen takıma geldikten sonra altın çağına giriş yapmıştı Boston Celtics. Her ne kadar yaşlarının ilerlemiş ve ilerleyecek olmasından dolayı kısa bir altın çağ olacak diye baksakta onlar umarsız ve acımasızca Pierce, Allen ve Garnett’dan oluşan Big Three ile ilk sezonlarında şampiyonluğa ulaştılar.
Celtics öyle bir takım kurmuştu ki, sadece TD Garden seyirci sayısı olarak değil, tüm dünyada birçok yeni taraftar kazanmıştı. Şampiyonluk öncesi baktığımızda, seyirciler mutsuz, umutsuz ve Doc Rivers’ın acilen yollanması yönünde pankart açanlar mı istersiniz, kafalarına “Fire Rivers” yazılı kese kağıdı geçirenler mi, kısacası her türlü olumsuz tepkilerini gösteriyordu Celtics taraftarları. Aradan bir yıl geçmişti ve takım farklı bir kimliğe büründü herşey değişti. Şuanda NBA’de düzenli şampiyonluğa oynayan bir takım var. Geçtiğimiz sezon Garnett’in sakatlığı onları finalden uzak tuttu. Bir sakatlık, derli toplu, düzenli bir takıma ne kadar zarar verir hep beraber Magic’e elenirlerken izledik. Tabiki Celtics taraftarları dışındaki hepimiz Hido’lu Magic’i destekliyorduk. İstediğimiz oldu, ta ki finale kadar. O da ayrı bir hikaye, biz konumuzdan kaymayalım. Takımda 11. sezonunu geçiren ve burada bırakması muhtemel bir “The Truth” var. 7 kez All-Star seçilmiş gerçek bir yıldız. Bahsettiğimiz kişi Big Three’nin ortasındaki adam Paul Pierce. NBA’in gelmiş geçmiş en iyi şutörlerinden Ray Allen. En dominant uzunlarından Kevin Garnett. 3 büyük güç bu takımı her sezon şampiyonluğa oynatıyor. İşte böyle düşünürseniz yanılırsınız..

Rondo Gerçeği
Big Three bu takıma yeter düşüncesi birçoğumuzun düşüncesi olabilir. İşte yanıldığımız bir nokta. Takımda 2 yıldır biraz arka planda kalan, yalnızca geçtiğimiz sezon göz önüne ciddi şekilde çıkmayı başaran Rajon Rondo diye adlandırılan bir genç var. Bu genç daha 23 yaşında 4. sezonunu geçiren, maç başına 12 sayı atıp 9.5 asist yapan ve en unutulmaması gereken 2.6 top çalma ile NBA lideri olan bir oyuncu. Her sene tüm istatistiklerini yükseltmeyi başaran bir başarı abidesi. Dostu, sevdiği çok aynı zamanda düşmanları da çok. NBA’de başarı savunmadan geçer. Rondo ise her sezon savunmasını takıma uygun şekilde geliştiriyor. Big Three’den çok bahsedildi, yazıldı çizildi ancak ben bu yazıda onlardan bahsetmektense Rondo’ya daha çok yer ayıracağım.
Yeni nesil guardlarda içeri penetre edebilen, bol sayıda arkadaşlarını oynatıp asist yapabilen, top çalabilenler arasında ilk 3′te. Geçtiğimiz sezon Rondo’nun patlaması bana Big Three değil, Big Four dememiz gerektiğini farkettirdi. Her takımın bir beyni vardır. Bu Celtics dışındaki büyük takımlarda genelde hep skorer oyunculardır. Örneğin Cleveland Cavaliers’ta LeBron James, Los Angeles Lakers’ta Kobe Bryant gibi. Boston Celtics bu takımlar gibi seksi bir basketbol oynamıyor olabilir ancak takımda tam anlamıyla bir “takım kimyası” bulunduğundan bu derece başarılılar. Celtics’in beyni ise bu yıl tamamen ortaya çıktığı üzere Rondo’ya doğru yöneliyor. Celtics’te Big Three’nin dağılmasına sayılı yıllar kala, Rondo’nun yeri şüphesiz takımda belli. 23 Yaşında ve her maç triple-double potansiyeli ile oynayabilen bir oyun kurucunuz varsa, onu elinizden kaçırmak saçmalıktır. Şuanki değeri Big Three’den daha fazla. İster inanın ister inanmayın ama öyle.

Bu Sezon Hakkettiğinin Altında Değer Görüyorlar
Sezon başlamadan önce kime sorsanız ya Shaq’ın da gelmesiyle Cleveland Cavaliers, ya Los Angeles Lakers ya da Carter’ın gelmesiyle Orlando Magic şampiyon olacak dendi. Orlando Magic’i elemenizi şimdiden tavsiye ederim çünkü takımın beynini verip, daha çok skorer bir oyuncu almayı yeğlediler ve Hedo’yu gönderdiler. Büyük bir olumsuzluk onlar için. Cavaliers ve Lakers hala çok iyi ancak, NBA’de onlardan daha takım gibi bir takım Celtics var. 10 maçlık galibiyet serileri bulunuyor an itibariyle ve sonunda değerini almaya başladı. 19-4 galibiyet yüzdesi ile NBA’in zirvesindeler. Big Three’nin yaşlanması, yavaş yavaş teklemelere sebep olabilir dendi. Oldukça iyi bir sezon başlangıcının ardından zayıf ekiplere yenilinmesi “Bak demiştim” gibi söylemlere yol açtı. Ardından takım öyle bir toplandı ki 10 maç üstüste galip geldiler. Belkide siz bu yazıyı okurken diğer bir galibiyeti kutluyor yada kutlamaya hazırlanıyor olabilirler.
Celtics, hakettiğinin altında değer görürse bence bu artık Big Three’nin 35-36 yaşlarına geldiği anlamına gelir. Big Three yaşları ilerleyince takas mı olur, free agent mı olurlar bilemeyeceğim ama bu takımın kimyası onlar dağılana kadar devam edecektir. Bu da başarıya eştir. Rajon Rondo gibi genç ve oyunu okumayı çoktan beynine kazımış bir oyun kurucu ile, Big Three dağılsa bile Celtics başarılı olmaya devam edebilir. Hakettiğinin altında değer görmek bu sezon Celtics ile aynı cümlede kullanılmamalı.

Son Bir Değerlendirme
Garnett, Pierce ve Allen dışında bu takımda 4. “Big” hitap edeceğimiz Rajon Rondo var. Bu 4′lü aynı 5 yıl öncesinin Pistons’ı gibi düzenli bir çark gibi işliyor. Big Three dağılınca açılacak olan geniş salary boşluğu ise Celtics’e birçok yıldızı getirebilecek. Bu da Celtics taraftarlarının sevinmesi için ayrı bir sebep. Benche baktığımızda ise, Celtics yönetimi öyle olumlu işler yapıyor ki takımı bütünlüyorlar. Az önce Pistons’dan bahsetmiştim. Pistons’ın savunma olarak NBA’e hükmettiği dönemde bench sıkıntısı 2005 finalinde kaybetmelerine neden olmuştu. Celtics şuanda NBA’de o seviyede savunma yapan bir takım. Ancak Pistons’tan en büyük farkı benchlerinde ufak ufak ama tam uyumlu oyuncular bulunması. Eddie House bunların başında geliyor. Playoff’larda ritmini buldumu ne kadar korkutucu oluyor biliyoruz. NBA’de belkide şutu en güvenilir isimlerden biri. Rasheed Wallace’a baktığınızda ise birçok takımın benchinde isteyeceği türden şutör bir uzun. Başarılı kariyeride onun bir diğer artısı. Bunların dışında her sezon Celtics çok kritik oyuncuları benchine katıyor. P.J Brown bunlardan biriydi. Leon Powe’u da unutmayalım..
Big Three’den bahsettik, bench gücünden bahsettik peki ya Kendrick Perkins. Perkins, Boston’ın yazının başında dediğim “Altın Çağ”a girmeden önce vasatın altında oynayan, gelişmeye çalışan ama yerinde sayan bir uzunuydu. Altın Çağ başladı o da buna uyum sağlayıp kendini çok geliştirdi. Rajon Rondo’nun oyunu okuma özelliğinin ona etkisi çok büyük, bu yüzden ona şükran borçlu. Kendrick Perkins şu sıralar doğu pivotlarına baktığınızda rahat üst sıralara koyabileceğiniz bir uzun. Bir diğer deneyimimle, Fantasy Lig oyunlarında takımınızın bütünleyici parçalarından biri olacak bir oyuncu. Perkins’in de bu takımda Big Three’den sonra kalma ihtimali yüksek.
Celtics her ne kadar yaşlı bir takım olsada, bütün oyuncular bir bütün gibi görevlerini yerine getirdiği için bu derece başarılılar. Bu sezon başında da söylediğim gibi Celtics benim finalist ve hatta şampiyon adayım.
Enes Gönenç
Kısık Bir Yıldız: Kevin Martin
1 Nis
2004 yılında aşık odluğum takım Sacramento Kings tarafından 24. sıradan bir oyuncu draft edildi. KEVİN MARTİN.. İlk seçildiğinde kimse bu adamın etkili olacağını düşünmüyordu. Herkes ” Bir gereksiz NBA’ci daha geldi” gibisinden düşünyordu. Aslında böyle düşünmekte haklıydılar da. Çünkü kim bilirdi onun bu kadar gelişme göstereceğini? En fanatik ve en iyimser taraftarlardan biri olmama rağmen ben bile çok umutsuzdum ondan doğrusu..Geldiğinde pek de dikkat çekmiyordu.Bir yönü dikkat çekmişti: şut stili..Garip şut stili göze çarpıyordu ama çok pasif kalacağı düşünülüyordu..
2004-2005 sezonunda Sacramento Kings herkesi şaşırtarak ilk turda elense de Kevin Martin kimseyi şaşırtmadı.Beklendiği gibi çok pasif kaldı.Yanlızca 45 maçta görev alarak 2,9 sayı ortalamasıyla oynadı. Yaz sezonunda ise parlak bir dönem geçirmişti Martin. Sokak basketbolu 1.liği yaşadı ama yine gelecek sene için ondan pek umut yoktu..
2005-2006 sezonunda ise varlığını biraz daha artırdı. Kings, sistemde köklü bir değişikliğe gitmişti. Bu değişiklik sonucu 8. sıradan playofflarda oynamaya hak kazandılar ve San Antonio Spurs ile eşleştiler.İlk iki maçı kaybetmişti Kings ama son maçta bir yıldız parladı..İşte o yıldız köşe yazımın ana karakteri olan kişi Kevin Martin. Attığı son saniye basketiyle maçı kazandırmıştı kendisi.Ligin en iyi savunmacılarından Tim Duncan’ın üzerine giderek son saniye basketini atmıştı.Kings ise o turda elenmeyi önleyememişti ama Martin bu seride oldukça iyiydi.2005-06 sezonunda 10,8 sayı ile varlığını biraz daha artırdı.
Önce Chris Webber, sonra da Peja Stojakovic’in gitmesiyle takımda yavaş yavaş yer açılıyordu ona ve aldığı süreler artmıştı. Kings’in sistemindeki değişiklik takımı gün geçtikçe kötüye sürüklüyordu ama Kevin Martin’i de gittikçe iyi oynatıyordu bu sistem. 2006-2007 sezonunda öyle bir patlama yaptı ki Martin, biranda all-star için konuşulmaya başladı. All-star’a seçilememişti belki ama iyi oynununa devam ediyordu. En çok gelişme kaydeden oyuncu ödülünde de birçok kişinin favorisiydi o sezonda ama bu ödülü alma yolunda yarışcağı kişiler de çok iyidi..Monta Ellis ve Deron Williams bu ödülde Martin’in en önemli rakipleriydi..Martin, Deron Williams’ı geçti ama Monta Ellis’i geçememişti oylarda. Bu, beni şaşkınlığa uğratmıştı.Sacramento Kings o sezon 33-49′luk galibiyet oranı ile playofflara girememişti belki ama Martin’i 2007 ağustosunda güzel bir kontrat bekliyordu..Gösterdiği harika gelişim ile 5 yıllık 55 milyon dolarlık bir kontrat imzaladı.
2007-2008 sezonunda Martin altın çağını yaşamaktaydı. Ligin ilk 15 maçında 29,6 sayı ortalamasıyla sayı krallığında 1. sıradaydı..Peki bu adam bunu nasıl yapıyordu?Yani, garip oyun tarzıyla ve topla fazla oynamadığı halde nasıl bu kadar fazla sayı üretebiliyordu?Cevabı açık ve net: Çok değişik şut stili olsa da çok iyi şut atıyor ve çok çok kolay faul çizgisine gidebiliyordu.Zaten geçen sene de bu sene de ligin en çok serbest atış kullanan oyuncularından biri ve en iyi serbest atıcılarından biri durumunda. 2007-08 sezonunu 23.7 ile Martin sayı krallığında 5. sırada tamamladı.Martin yine harika bir sezon geçirmişti ama Kings için aynı şey söylenemezdi. Takım tel tel dökülüyordu adeta. Mike Bibby de gitmişti 2008′de takımdan.Takım Artest ve ona kalmıştı derken, 2008-2009 yılına hazırlanan Kings’te Artest de takas oldu.Takım tamamen ona kalmıştı. 3-4 yıldır tel tel dökülen Kings’te en büyük gelişim olmuştu Martin ve bu gelişim Kings’lileri sevindiren nadir şeylerdendi.
Kevin Martin bu sezon 24.1 sayı ortalamasıyla sayı krallığında birçok süperstarın önünde bulunuyor ve Kings taraftarının gelecekteki en çok güvendikleri isimlerin başında geliyor. Umuyorum ki Martin hakettiği şeyleri yaşayacak.
Kings bu seneden umudu keserek gözünü geleceğe dikti ve gelecekte en çok güvendikleri isimlerin başında Kevin Martin olacak.. GM Geoff Petrie’nin yaptığı takaslar da geleceğe önem verdiklerinin göstergesi..Salary cap ise oldukça iyi bir durumda.Tüm iyi dileklerim Martin’le ve Kings’le..!!
Gelecek Vadetmek Yeter mi?
4 Mar
NBA Türkiye ofisini İstanbul da nihayet açabildi. Peki biz neden TBL ofisini Los Angeles’ta görkemli bir parti ile açamadık.. Aslında takımlar, oyuncular, bütçeler,..Hepsi önemli ama asıl düşünülmesi gereken konu budur.. Tabiki reklam, oyuncu-medya konsantrasyonu, antrenör-mentör eğitim disiplini, sporcu duygusallığını yakalama ve diğer konu başlıklarında çok geriyiz.. Ama profesyonel ligin bu günlere kolay geldiğini de söylemek bir hayli güç.. İlk yazımda sizlere merhaba demeden önce günümüzün ülke basketbolu ile profesyonel arenanın kısa bir karşılaştırmasını yapmak istedim. Şimdi ise yazımızın asıl konusu olan Orlando Magic takımına bakalım..
Orlando denilince aklımıza Penny Hardaway ile O’Neal ikilisinin yanına yerleştirilen Donald Royal, Nick Anderson, Dennis Scott gibi yıldızların yer aldığı kadro aklımıza gelir. Evet o zamanın Orlandosu gelecek ve yetenek açısından gerçekten ümit vaadediyordu.. Peki beklenen şampiyonluklar gelebildi mi?.. Cevap kocaman bir hayır.. Bugün ise takımın kimyasını o dönemin aksine savunma açısından gedikleri kapatan, hızlı oynama kabiliyetli oyuncuların oluşturduğunu görüyoruz. Aslında takımın gerçek yıldızı Howard gibi gözüksede atletik oyuncunun bazı maçlarda taşın altına elini sokamadığını görüyoruz. Howard yetenekli bir uzun ancak NBA okulunda biraz daha ıslanması lazım.
Magic kadrosunda asıl yükü Lewis ve Türkoğlu’nun çektiği aşikar.. Bu 2 çok yönlü oyuncu aslında takımı rahatlatmada ve oynatmada çok istikrarlı.. Bu yüzden kıymetlerinin bilindiğini söylemekte güç olmayacak.. Jameer Nelson’un başıbozuk oyununa ragmen onu oyunda ve takım tutmadaki ısrar bu oyuncunun all star seviyesine çıkmasını sağladı.. Birebir de çok yetenekli ve asıl önemlisi pozisyonundaki oyuncular için fazla gözü kara. Bu da Saint Joseph Koleji gibi vasat bir okuldan çıkmasına rağmen bugünlere gelebilmesindeki anahtar nokta.. Üstelik Orlando arka alanında bazen kendisini motive eden eski Houston’lı Rafer Alston gibi ABD’nin en iyi sokak basketbolcularından biri sayılan bir oyuncunun önünde bu işleri yapıyor.. Courney Lee ve Anthony Johnson rotasyonları istikrar ve rahatlatıcılık açısından yemeğe atılan tuz gibi.., Orlando organizasyonuna bu bütçe rakamları ile lezzet veriyorlar.. Tabiki Orlando’nun eksikliği yinede pivot pozisyonunda.. Howard istediği kadar süperman kıyafeti giyebilir ama onun için bu kıyafet onun yükünü paylaşabilecek usta ve tecrübeli bir oyuncu eksikliğini gölgelemiyor.. Ayrıca yine takımın ilk beşlerinde değil , sonradan giren oyuncuların birlikte oynatılmasında da yaşanan sorunlar var..
Takımın zorlandığı anlarda sürekli match up yaratılmaya çalışılması, pozisyon zorlamaları, uzun süre sayı bulamama gibi kısır hücum döngüleri Orlando’nun daha üst noktalara ulaşmasını engelliyor. Orlando kadrosuna giren ve çıkan oyuncuları yazsak bu köşe eminim yetmeyecek.. Ama Efes’e kendini zor atan Kasun, İtalya’yı mesken tutan Brandon Hunter, parlak günlerinden sonra çıkışa geçmeyi uman Cato, yeteneklerinden değil güçlülüğünden kuşku duyulan Miliçiç ve diğerleri.. Bir takımın kadrosu ve kimyası üzerinde sorunlar çıkarsa, sürekli yer değişmeler yaşanırsa her soyunma odasına Rick Pitino gibi bir coach gerekir … Bu da şimdilik imkansız.. Artık Orlando’nun yapması gereken şey yalnızca mücadele,,, Zaten bu kadro ile yapabilecekleri çok fazla da birşey yok…
selamlar
Oğuz Akdeniz
NBA Türkiye Ofisi Tanıtıldı
24 Şub
NBA Türkiye Ofisi’nin tanıtımı, düzenlenen bir davetle yapıldı. İstanbul Les Ottomans Otel’de gerçekleştirilen tanıtım gecesine, Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel, TBF Ligler Direktörü Ali Özsoy, NBA Avrupa İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Sophie Goldschmidt, eski NBA oyuncusu B.J. Amstrong ve çok sayıda davetli katıldı.
Törende bir konuşma yapan Turgay Demirel, NBA’in, Türkiye’de ve Avrupa’da basketbol için iyi şeyler yapacağına inandığını belirterek,
”Basketbolu geliştirmek isteyen herkese yardıma açığız. NBA’e de bu yolda en büyük desteği vereceğiz” dedi.
Sophie Goldschmidt de Türkiye’ye neden geldiklerini açıklayarak, ”Basketbolu dünyanın bir numaralı sporu yapmak amacındayız. Basketbol, iyi sporcularla güzelleşiyor. NBA’de her bölgeden çok sayıda sporcu yer alıyor. Biz, Hidayet Türkoğlu ve Mehmet Okur’un başarılarıyla gurur duyuyoruz” diye konuştu.
Goldschmidt, NBA olarak Türkiye’de organizasyonlara başladıklarını, gelecek yıllarda çok daha fazla etkinlik gerçekleştireceklerini bildirdi. B.J. Amstrong ise NBA’de büyük yıldızlar bulunduğunu dile getirirken, Mehmet ve Hidayet’in, bu sezon ”All-Star” olamasalar da gelecekte çok daha iyi olacaklarına inandığını kaydetti.
Amstrong, İstanbul’a ikinci kez geldiğini kaydederek, ”Çok harika bir kent. Dünyada en sevdiğim kentlerden biri olduğunu söyleyebilirim” diye konuştu. Geceye, Chicago Bulls’un dansçıları Luvabulls da renk kattı.
Utah Memo’yla Güzel
22 Şub
Energy Solutions Arena’ da batının iki güçlü ekibini karşı karşıya getiren maçta Utah Jazz, New Orleans Hornets’ i 102-88 yenerek evinden galibiyetle ayrıldı.
Utah’ tan en skorer isim olarak temsilcimiz Mehmet Okur olurken Memo 25 sayı, 7 ribaund, 4 asistlik bir performans sergiledi. Takımın bir diğer yıldızı Deron Williams 20 sayı, 13 asistle oynarken, Ronnie Brewer 16 sayılık bir katkı yaparak galibiyette büyük pay sahibi oldu.
New Orleans’ ta Chris Paul 24 sayı, 5 ribaund, 7 asistlle, oynarken son dönemin parlayan ismi Rasual Butler 21 sayılık bir katkı yaparken, all star forvet 18 sayı, 10 ribaund, 5 asistliklik performans sergilemesine rağmen yenilgi engellenemedi.

Son Yorumlar