Basketbol ve NBA
Köşe Yazıları
Krallar Artık Soytarı Olmaktan Bıktı
25 Ara
Batı yakasının güzel şehri Sacramento .Spora yakın bir şehir.Ama tabi Amerika’dayız.NBA yine birinci planda bu şehirde..Hele ki 2000’li yılların başındaki o efsane takımdan sonra iyice NBA ateşi,duygusu ve heycanı yanıp tutuştu bu Sacramento şehri.Nitekim bu yazıya başlamadan önce biraz o yılları hatırlamalı,anılarımızı tazelemeliyiz.
Bir Sacramento takımı varki öyle böyle değil hani.Guard’ından tutunda pivotuna kadar kusursuz desek pek abartmış olmalıyız.Kariyerinin en iyi dönemi yaşadı o kadrodaki oyuncular.Mike Bibby’sinden tutunda,Peja’sına kadar..Chris Webber ,Divac ve …diğerleri.NBA kasıp kavuran takım ilerde daha da artacak olan Spurs ve Lakers’ın o kimine göre can sıkıcı kimine göre sert kimine göre de gereksiz rekabetini başlatmamak için araya girmeye çalışmakta.Pek çok takım denedi bunu,Sacramento’dan sonrada deniyenler oldu ama başaramadılar.Kimileri daha yolun başında ruhunu teslim etti,kimileri ise son anda bu işi tam başardım derken hayal kırıklığına uğradı.Ama bu kez böyle olmamalıydı,Kings bunu istemiyordu.Dolayısıyla tüm sezonu bu havada geçirdiler.Lakers git gide nefretle Kings’i izlerken ,Kings batının abilerini ağzı açık bırakmanın tatlı keyfini yaşıyordu.İşte,Sacramento’nun artık Lakers ve benzeri büyüklerin hanedanlığına son vermesi için tam zamanıydı.Playoff zamanı.Kings beklendiği gibi ilk 2 turu rahatça geçti.Sırada Batı Konferansı finalleri vardı.İşte rakipte Lakers.Lakers egemenliğini bitirmek isteyen pek çok takım yani daha doğrusu bunu isteyipte kılpayı kaçıran takımların çoğu son anda kaybetmişlerdi.İşin ilginç tarafıda kaybettikleri hep o artık görmek istemedikleri takımdı….Los Angeles Lakers.
İşte finaller başladı.Başlamaz olaydı.Diğerlerinin başına gelen Kings’inde başına geldi..En iyi kulüp zamanında diğer takımlara olan,onlarada oldu.Lakers,Kings’i tarihin karanlık sayfalarına itti.Büyük bir acı.Kolay atlatılmaz.Bu laflar kesinlikle Kings için söylenebilirdi.Kobe ile Shaq’a ezilmekten tutunda,Robert Horry’den son saniye basketi yemek.Ne lanet olay varsa başlarına geldi.Finallere çıktıklarına binbir kere pişman oldular.

Bir daha da toparlan toparlanabilirsen.Kimse toparlanmalarını beklemiyordu.Beklenen de oldu.Hani Amerikan’larda kalıplaşmış bi söz vardır.O korkunç finalden sonra işte o kalıplaşmış söz dudaklarda dillerde gep söylendi.’’The begining of the end of Sacramento’’.Nitekim yavaş yavaş,yaprak dökümü başladı.Takımın gülleri,hayatı herşeyi soldu.Bibby,Divac,Peja,Webber ve diğerleri birbir kayboldular.Hemde bir anda oldu.Bir anda Sacramento tahtan indi ve hiç kimsenin umursamadığı soytarı rolüne büründü.Bu kadar kolaymıydı yani?Bunca emekten sonra unutulmak hiç yürek yakmazmıydı?Kolaydı evet içini de yakıyodu.Ama kaçış yoktu.Eski Arco Arena ateşi artık yanmıyordu.

Günümüze kadar uzun bir yıl süreci var.En az 6 yıl.Sacramento ne yaptı peki dersiniz?Hani normal bir basketbolsever şu soruyu sorabilir;
‘’Sacramento bu şaşalı yıldan sonra hemen zirvede kalmaktan vazgeçmedi değil mi?Savaşmaya devam ettiler??’’
Sorunun cevabı 6 yıl boyunca hayır oldu.Ne bir hareketlenme ne bir basketbol.Takım sıfır.Sıfırdan başka anlatacak tanım bulamadım.Ama nasıl anlatabilriim ki?Hiç bir şey yapmazmı bir takım ya?Hele böyle güzel günlerden sonra.Hiç mi özlemediniz o günleri diye sorarım ben adama…
Bunu tek düşünmeyen Sacramento Basketbol Kulübü oldu.Düşünmeden plansız hareket ettiler ve batının dibiyle kendi adları özleşti.Geçen sene bir laf duydum ki içimi parçaladı.
Kaan Kural’ı hepimiz biliriz.Murat Kosova ile birlikte NBA için güvenebileceğim nadir insanlardan biridir.İşte kanal yayınlıyor bu hafta izleteceği maçları.Sıra sıra geçti,Dallas Mavericks-Sacramento Kings maçına geldi.Birden işte o muhabbet başladı.Kaan Kural şöyle dedi;’’Şimdi 2002-2003 yılları olacaktı bu maçı düşünsene Murat,hemde Arco Arena’da.Bu Dallas-Kings rekabeti müthiştir.Ama şuanda çok zevksiz bir maç izliycez.Eskisi gibi olsa bu maçı izleyin derdim’’
Burada Kaan Kural’a kızmadım tabi,aksine çok doğru söyledi.Ama insan şöyle bir düşününce de iç geçirmeden edemiyor.Keşke olsaydı da izleseydik!Arco Arena ölü durumdaydı.13 bin küsür seyirciyle en az seyirci saysını elinde burunduruyordu bu salon.Eskiden olsa,gördüğümüz futbol maçlarındaki gibi her yer dolardı.Ama artık o günlerde eskide kalmıştı.Geçen sene Sacramento’nun 6 yılının özeti olan bir durumu vardı ki içler acısı.

Bir takım NBA tarihinde diğer konferanstan takımlarla kendisi hariç 29 kez maç yapar bir sezonda.Şuana kadar NBA tarihinde de hiçbir takım diğer konferanstan bir takıma 29 maçı da kaybetmemiştir.Sacramento bunu az daha başarıyordu.Son 2 maça gelince NBA’de bir panik oluştu.Sacramento’nun doğu konferansından iki rakibi vardı.İkisinide kaybederse,utanç verici o damgayı kafalarına yiyeceklerdi.Allah’tan Knicks yardımlarına koştu ve Sacramento’yu bu durumdan kurtardı.Son maçında Philadelphia’ya yenilselerde en azından 1-28 ile yırttılar.Ama buna sevinmelilermydi?Şakamı bu?Buna cidden sevindiler mi?Merak ediyorum.Ciddi bir şekilde düşünürsek,siz sadece 1 galibiyet almışsınız.Bu sizin tembelliğinizi gösterir.Bu sizin basketbola olan inancınızı tamamiyle kaybettiğinizi gösterir.Bu sizin…neyse devam etmiyeceğim yoksa bu yazı bitmeyecek!!Kings bu 1 galibiyet dışında koca sezonda 16 galibiyet alabildi.Bunuda başarı olarak sayabiliriz.En azından ilerde 2009 Draftı’nda başlarına koncak talih kuşuna kavuşmak için olumlu bir sonuçtu.
2009 Draftında başlardan hak kazandı adam seçmeye Kings.Başta basketbol dünyası seçilecek adama acıyordu.’’Kings’te kariyerini eritecek çocuk!’’.Seçtikleri adam Tyreke Evans’tı.Parlak bir çocuk.En azından bir ruh getirsin diye onu geliştirmek için Yaz Ligine yolladılar.Yaz Ligindede bu adam kendini geliştirdi.Bir NBA oyuncusu olmak için gerekli şeyleri ufak ufak öğrendi.
| Click this bar to view the full image. |

NBA zamanı geldi çattı.2009-10 sezonu başlıyordu.Umutsuz Kings’in tek umudu Tyreke Evans’tı.O da sezona pek parlak bir başlangıç yapamadı.Basketbol dünyasının beklediği,Kings’in ise beklemediği şey oldu.Kötü bir çaylak başlangıcı.Sonra takımın en iyi şutörü diyebileceğimiz adam Kevin Martin şanssız bir sakatlık geçirip takımdan uzak kaldı.İşte bu bir devrim oldu.
Martin’in gitmesiyle aşka gelen Evans bir oynamaya başladı.Bir oynamaya başladı.İnanılmaz kelimesinin altını çizerek söylüyorum.İnanılmaz bir performans.O böyle oynarken Kings hala kaybediyordu ama en azından umut veriyordu.Klasik tabirleGünler bir bir geçerken Evans harika performansına devam ediyordu.Canı sıkılmış olacakki,Garcia ve Thompson’da Evans’a katılalım dediler.Bir katıldılar baktık Kings kazandı.Bu Kings’in hoşuna gitti.
Kings için hep derim ‘’Bir şeyi bi kere yaptılar mı,hep yaparlar’’
Yani yaptılarda.İçerde öyle maçlar kazandılar ki geçen seneki Kings bu muydu dedik?Tyreke Evans,Francesco Garcia,Thompson’ın başını çektiği kadro tüm NBA’e ;
‘’Biz kralız,soytarılıktan bıktık’’mesajını veriyordu…
Şu anda takım bu yazıyı yazarken,yıllar sonra playoff için adını geçirmekte.Umutlu olarak,bu mevkiden birkaç adım daha çıkıp geleceği sağlamlaştırmak adına 8.sıradan playoff yapabilir.Lakers gelsin,Phoenix gelsin..4-0 elensin Kings.Sorun değil,bu takım bu sene kuruldu.Tecrübe kazanmaları önemli.Birşeyler öğrenebilirlerse ne mutlu olanlara.Şimdi Martin’de döndü ve buna rağmen Kings kazanıyor.Umarım ki bu devam eder ve tekrar o Arco Arena ateşini görebiliriz.Bu yıl olmasa da seneye belki 2011 ama yeterki bir daha o heycanı yaşayalım..

…
Kaan Özkan
Doğu’nun Favorileri ve BİZİMKİLER
15 Ara
Boston: Temel kadrosunu koruduğu için söylenecek çok şey yok. Savunmaya dayalı oyun stilleri onları yine yukarıda tutuyor. Pierce ve Ray Allen’da yaşa bağlı bir düşüş var. Fakat bu ismlerin formasının bile maç kazandıracağı bir gerçek. Bana göre Garnett ve kendini devamlı yükselten Rondo savunmanın temel direkleri.Takıma yeni katılan R.Wallace’n yaptığı katkı da göz ardı edilmez. Play off’larda yaşlı dediğim Allen, Pierce, Garnett 3 lüsünün performansı yine rotalarını çizecek..
Cleveland: Bu sene takım kimyasının değişeceğini düşünüyordum.Shaq gibi bir yıldız gelmişti.Ayrıca Parker ve Powe da takıma katılmıştı.Maalesef sonuç yine aynı..Takım sıkışınca pass to LeBrON,LeBrON to basket…Bir kaç maç bunun aksi olsa da mesaj maçlarında durum aynı.Bir de Cleveland bu sene zayıf takımlara yenilme hastalığına yakalandı (bknz. Charlotte,Memphis vs.)Bunun sebebi tamamiyle konsantrasyon eksikliği.Herşeye rağmen kaliteli ve geniş kadrosuyla bu sene Boston’la bir doğu finali oynayacaklarını düşünüyorum..
Orlando: Hedo’ ya elveda diyen Otis Smith yaptığı takaslarla bu olayı çabuk unutturdu.Barnes,Bass,Carter ve Ryan Anderson gibi çok önemli isimler alındı ve Lewis’in 9 maçlık cezasına rağmen geçen sezondan daha iyi bir başlangıç yaptılar.Nelson’ın sakatlığı moralleri bozsa da J.Williams onu idare ediyor.Patlayıcı 3 lük sistemleri bazı maçlarda ortaya çıkıor.Yakında Howard da 3 lüğe başlarsa şaşırmayın:)Carter’a gelirsek eski Carter olamayacağı kesin ama bu takımın zaten 1 numaralı silahı Howard.Onun da yapacağı Lewis gibi tamamlayıcı rol üstlenmek.Doğu’da Boston ve Cleveland ‘la birlikte en büyük şampiyonluk adayı.(son olarak Otis Smith 2 sene sonra C.Lee yi hüzünlü gözlerle izleyeceği için ondan bahsetmedim ve zamana bıraktım:9
Miami: Alın bir Cleveland daha..:)Tek farkları savunma zaafları ve dar rotasyonları.Sistem aynı Wade’e ver Wade atsın.Bir türlü gelişemeyen Beasley,son demlerindeki Jermain ve skor için alınıp ortalama 3-5 sayı atan Q.Rich le bu iş olmaz.Sürpriz yumurta gibi çıkan Chalmers ise takımın gelişememe sürecine uymuş durumda.Neticede bu takımın görebileceği yer doğu yarı finali olur.
Atlanta: Bu aralar formları düşse de bence doğunun Boston’la birlikte en komple takımı.Woodson doğru basketbolu oynatmaya devam ediyor. Takımı iyice sahiplenen Joe Johnson ve şut sevdasından vazgeçen Josh Smith takımın en önemli parçaları.Horford,M.Williams ve Bibby görevlerini yapıyor. Kenardan gelen Crawford ise aranan bench skoreri olduğunu gösterdi.Bu performanslarıyla onlardan play off lar için umutluyum.Ama karşılarına oyunlarına ters düşen bir Cleveland gelirse sonları hüsran olur..
Toronto: Kadrosuna Hedo’yu katarak taraftarını heyecanlandıran Toronto benim en büyük hayal kırıklığım.Savunma yapmayı bilmiyorlar.Savunma sertliği bakımından Golden State’le birlikte nba’in en yumuşak takımı.Takıma muhakkak sert savunma oyuncuları takviye etmeliler.Diğer bir sorun ise takımdaki genel düşüş.Bargnani ve Bosh hariç hepsi formsuz.Calderon geçen yılı mumla aratıyor.Hedo ise zaman geçtikçe biraz daha form tutacaktır.De Rozan da bu kadar ısrar edilmesini de anlamsız buluyorum.Orta seviyedeki çaylak oyuncuların takıma yavaş yavaş monte edilmesi gerektiğini birinin Triano’ya hatırlatması gerekir.Jaret Jack için de kendi çapında dans ediyor terimi sanırım yeterli.Neticede Toronto’da bu aralar bir kıpırdanma olsa da bu kadro yapısıyla ancak play off lara kalabilirler..
Milwaukee: Sezona iyi başlayıp orta halli devam eden Bucks için sanırım senenin sürprizi Jennings olmuştur.Geçen yıl Dinamo’da vasat bile olamayan Jennings, Redd’in sakatlığında muhteşem maçlar çıkardı ve 55 sayılık bir de çaylak rekoru kırdı.:) Bu seneki çaylaklardaki cesaret onda da fazlasıyla var.Ersan için de 2.Milvaukee macerası harika..Takımın açık ara en faydalı oynayan oyuncusu(H.Warrick i de unutmayalım)Sezon başı 4 numara için kısa ve cılız olduğu düşünülse de azmiyle ve hırsıyla bunların üstesinden geldi.Özellikle Dallas maçında harika bir oyun çıkardı.Redd’in sakatlık yüzünden çok katkı veremediği Milwaukee’yi Jennings,Ersan,Bogut ve Warrick play offlara taşıyacaktır.Ama ilerisi..?????
Akif Karabulut
…Bu Sezon Hak Ettiğinin Altında Değer Gören Bir Celtics Varmış
14 Ara
Bir Varmış Bir Yokmuş…
…Bu Sezon Hak Ettiğinin Altında Değer Gören Bir Celtics Varmış

Kevin Garnett ve Ray Allen takıma geldikten sonra altın çağına giriş yapmıştı Boston Celtics. Her ne kadar yaşlarının ilerlemiş ve ilerleyecek olmasından dolayı kısa bir altın çağ olacak diye baksakta onlar umarsız ve acımasızca Pierce, Allen ve Garnett’dan oluşan Big Three ile ilk sezonlarında şampiyonluğa ulaştılar.
Celtics öyle bir takım kurmuştu ki, sadece TD Garden seyirci sayısı olarak değil, tüm dünyada birçok yeni taraftar kazanmıştı. Şampiyonluk öncesi baktığımızda, seyirciler mutsuz, umutsuz ve Doc Rivers’ın acilen yollanması yönünde pankart açanlar mı istersiniz, kafalarına “Fire Rivers” yazılı kese kağıdı geçirenler mi, kısacası her türlü olumsuz tepkilerini gösteriyordu Celtics taraftarları. Aradan bir yıl geçmişti ve takım farklı bir kimliğe büründü herşey değişti. Şuanda NBA’de düzenli şampiyonluğa oynayan bir takım var. Geçtiğimiz sezon Garnett’in sakatlığı onları finalden uzak tuttu. Bir sakatlık, derli toplu, düzenli bir takıma ne kadar zarar verir hep beraber Magic’e elenirlerken izledik. Tabiki Celtics taraftarları dışındaki hepimiz Hido’lu Magic’i destekliyorduk. İstediğimiz oldu, ta ki finale kadar. O da ayrı bir hikaye, biz konumuzdan kaymayalım. Takımda 11. sezonunu geçiren ve burada bırakması muhtemel bir “The Truth” var. 7 kez All-Star seçilmiş gerçek bir yıldız. Bahsettiğimiz kişi Big Three’nin ortasındaki adam Paul Pierce. NBA’in gelmiş geçmiş en iyi şutörlerinden Ray Allen. En dominant uzunlarından Kevin Garnett. 3 büyük güç bu takımı her sezon şampiyonluğa oynatıyor. İşte böyle düşünürseniz yanılırsınız..

Rondo Gerçeği
Big Three bu takıma yeter düşüncesi birçoğumuzun düşüncesi olabilir. İşte yanıldığımız bir nokta. Takımda 2 yıldır biraz arka planda kalan, yalnızca geçtiğimiz sezon göz önüne ciddi şekilde çıkmayı başaran Rajon Rondo diye adlandırılan bir genç var. Bu genç daha 23 yaşında 4. sezonunu geçiren, maç başına 12 sayı atıp 9.5 asist yapan ve en unutulmaması gereken 2.6 top çalma ile NBA lideri olan bir oyuncu. Her sene tüm istatistiklerini yükseltmeyi başaran bir başarı abidesi. Dostu, sevdiği çok aynı zamanda düşmanları da çok. NBA’de başarı savunmadan geçer. Rondo ise her sezon savunmasını takıma uygun şekilde geliştiriyor. Big Three’den çok bahsedildi, yazıldı çizildi ancak ben bu yazıda onlardan bahsetmektense Rondo’ya daha çok yer ayıracağım.
Yeni nesil guardlarda içeri penetre edebilen, bol sayıda arkadaşlarını oynatıp asist yapabilen, top çalabilenler arasında ilk 3′te. Geçtiğimiz sezon Rondo’nun patlaması bana Big Three değil, Big Four dememiz gerektiğini farkettirdi. Her takımın bir beyni vardır. Bu Celtics dışındaki büyük takımlarda genelde hep skorer oyunculardır. Örneğin Cleveland Cavaliers’ta LeBron James, Los Angeles Lakers’ta Kobe Bryant gibi. Boston Celtics bu takımlar gibi seksi bir basketbol oynamıyor olabilir ancak takımda tam anlamıyla bir “takım kimyası” bulunduğundan bu derece başarılılar. Celtics’in beyni ise bu yıl tamamen ortaya çıktığı üzere Rondo’ya doğru yöneliyor. Celtics’te Big Three’nin dağılmasına sayılı yıllar kala, Rondo’nun yeri şüphesiz takımda belli. 23 Yaşında ve her maç triple-double potansiyeli ile oynayabilen bir oyun kurucunuz varsa, onu elinizden kaçırmak saçmalıktır. Şuanki değeri Big Three’den daha fazla. İster inanın ister inanmayın ama öyle.

Bu Sezon Hakkettiğinin Altında Değer Görüyorlar
Sezon başlamadan önce kime sorsanız ya Shaq’ın da gelmesiyle Cleveland Cavaliers, ya Los Angeles Lakers ya da Carter’ın gelmesiyle Orlando Magic şampiyon olacak dendi. Orlando Magic’i elemenizi şimdiden tavsiye ederim çünkü takımın beynini verip, daha çok skorer bir oyuncu almayı yeğlediler ve Hedo’yu gönderdiler. Büyük bir olumsuzluk onlar için. Cavaliers ve Lakers hala çok iyi ancak, NBA’de onlardan daha takım gibi bir takım Celtics var. 10 maçlık galibiyet serileri bulunuyor an itibariyle ve sonunda değerini almaya başladı. 19-4 galibiyet yüzdesi ile NBA’in zirvesindeler. Big Three’nin yaşlanması, yavaş yavaş teklemelere sebep olabilir dendi. Oldukça iyi bir sezon başlangıcının ardından zayıf ekiplere yenilinmesi “Bak demiştim” gibi söylemlere yol açtı. Ardından takım öyle bir toplandı ki 10 maç üstüste galip geldiler. Belkide siz bu yazıyı okurken diğer bir galibiyeti kutluyor yada kutlamaya hazırlanıyor olabilirler.
Celtics, hakettiğinin altında değer görürse bence bu artık Big Three’nin 35-36 yaşlarına geldiği anlamına gelir. Big Three yaşları ilerleyince takas mı olur, free agent mı olurlar bilemeyeceğim ama bu takımın kimyası onlar dağılana kadar devam edecektir. Bu da başarıya eştir. Rajon Rondo gibi genç ve oyunu okumayı çoktan beynine kazımış bir oyun kurucu ile, Big Three dağılsa bile Celtics başarılı olmaya devam edebilir. Hakettiğinin altında değer görmek bu sezon Celtics ile aynı cümlede kullanılmamalı.

Son Bir Değerlendirme
Garnett, Pierce ve Allen dışında bu takımda 4. “Big” hitap edeceğimiz Rajon Rondo var. Bu 4′lü aynı 5 yıl öncesinin Pistons’ı gibi düzenli bir çark gibi işliyor. Big Three dağılınca açılacak olan geniş salary boşluğu ise Celtics’e birçok yıldızı getirebilecek. Bu da Celtics taraftarlarının sevinmesi için ayrı bir sebep. Benche baktığımızda ise, Celtics yönetimi öyle olumlu işler yapıyor ki takımı bütünlüyorlar. Az önce Pistons’dan bahsetmiştim. Pistons’ın savunma olarak NBA’e hükmettiği dönemde bench sıkıntısı 2005 finalinde kaybetmelerine neden olmuştu. Celtics şuanda NBA’de o seviyede savunma yapan bir takım. Ancak Pistons’tan en büyük farkı benchlerinde ufak ufak ama tam uyumlu oyuncular bulunması. Eddie House bunların başında geliyor. Playoff’larda ritmini buldumu ne kadar korkutucu oluyor biliyoruz. NBA’de belkide şutu en güvenilir isimlerden biri. Rasheed Wallace’a baktığınızda ise birçok takımın benchinde isteyeceği türden şutör bir uzun. Başarılı kariyeride onun bir diğer artısı. Bunların dışında her sezon Celtics çok kritik oyuncuları benchine katıyor. P.J Brown bunlardan biriydi. Leon Powe’u da unutmayalım..
Big Three’den bahsettik, bench gücünden bahsettik peki ya Kendrick Perkins. Perkins, Boston’ın yazının başında dediğim “Altın Çağ”a girmeden önce vasatın altında oynayan, gelişmeye çalışan ama yerinde sayan bir uzunuydu. Altın Çağ başladı o da buna uyum sağlayıp kendini çok geliştirdi. Rajon Rondo’nun oyunu okuma özelliğinin ona etkisi çok büyük, bu yüzden ona şükran borçlu. Kendrick Perkins şu sıralar doğu pivotlarına baktığınızda rahat üst sıralara koyabileceğiniz bir uzun. Bir diğer deneyimimle, Fantasy Lig oyunlarında takımınızın bütünleyici parçalarından biri olacak bir oyuncu. Perkins’in de bu takımda Big Three’den sonra kalma ihtimali yüksek.
Celtics her ne kadar yaşlı bir takım olsada, bütün oyuncular bir bütün gibi görevlerini yerine getirdiği için bu derece başarılılar. Bu sezon başında da söylediğim gibi Celtics benim finalist ve hatta şampiyon adayım.
Enes Gönenç
Kısık Bir Yıldız: Kevin Martin
1 Nis
2004 yılında aşık odluğum takım Sacramento Kings tarafından 24. sıradan bir oyuncu draft edildi. KEVİN MARTİN.. İlk seçildiğinde kimse bu adamın etkili olacağını düşünmüyordu. Herkes ” Bir gereksiz NBA’ci daha geldi” gibisinden düşünyordu. Aslında böyle düşünmekte haklıydılar da. Çünkü kim bilirdi onun bu kadar gelişme göstereceğini? En fanatik ve en iyimser taraftarlardan biri olmama rağmen ben bile çok umutsuzdum ondan doğrusu..Geldiğinde pek de dikkat çekmiyordu.Bir yönü dikkat çekmişti: şut stili..Garip şut stili göze çarpıyordu ama çok pasif kalacağı düşünülüyordu..
2004-2005 sezonunda Sacramento Kings herkesi şaşırtarak ilk turda elense de Kevin Martin kimseyi şaşırtmadı.Beklendiği gibi çok pasif kaldı.Yanlızca 45 maçta görev alarak 2,9 sayı ortalamasıyla oynadı. Yaz sezonunda ise parlak bir dönem geçirmişti Martin. Sokak basketbolu 1.liği yaşadı ama yine gelecek sene için ondan pek umut yoktu..
2005-2006 sezonunda ise varlığını biraz daha artırdı. Kings, sistemde köklü bir değişikliğe gitmişti. Bu değişiklik sonucu 8. sıradan playofflarda oynamaya hak kazandılar ve San Antonio Spurs ile eşleştiler.İlk iki maçı kaybetmişti Kings ama son maçta bir yıldız parladı..İşte o yıldız köşe yazımın ana karakteri olan kişi Kevin Martin. Attığı son saniye basketiyle maçı kazandırmıştı kendisi.Ligin en iyi savunmacılarından Tim Duncan’ın üzerine giderek son saniye basketini atmıştı.Kings ise o turda elenmeyi önleyememişti ama Martin bu seride oldukça iyiydi.2005-06 sezonunda 10,8 sayı ile varlığını biraz daha artırdı.
Önce Chris Webber, sonra da Peja Stojakovic’in gitmesiyle takımda yavaş yavaş yer açılıyordu ona ve aldığı süreler artmıştı. Kings’in sistemindeki değişiklik takımı gün geçtikçe kötüye sürüklüyordu ama Kevin Martin’i de gittikçe iyi oynatıyordu bu sistem. 2006-2007 sezonunda öyle bir patlama yaptı ki Martin, biranda all-star için konuşulmaya başladı. All-star’a seçilememişti belki ama iyi oynununa devam ediyordu. En çok gelişme kaydeden oyuncu ödülünde de birçok kişinin favorisiydi o sezonda ama bu ödülü alma yolunda yarışcağı kişiler de çok iyidi..Monta Ellis ve Deron Williams bu ödülde Martin’in en önemli rakipleriydi..Martin, Deron Williams’ı geçti ama Monta Ellis’i geçememişti oylarda. Bu, beni şaşkınlığa uğratmıştı.Sacramento Kings o sezon 33-49′luk galibiyet oranı ile playofflara girememişti belki ama Martin’i 2007 ağustosunda güzel bir kontrat bekliyordu..Gösterdiği harika gelişim ile 5 yıllık 55 milyon dolarlık bir kontrat imzaladı.
2007-2008 sezonunda Martin altın çağını yaşamaktaydı. Ligin ilk 15 maçında 29,6 sayı ortalamasıyla sayı krallığında 1. sıradaydı..Peki bu adam bunu nasıl yapıyordu?Yani, garip oyun tarzıyla ve topla fazla oynamadığı halde nasıl bu kadar fazla sayı üretebiliyordu?Cevabı açık ve net: Çok değişik şut stili olsa da çok iyi şut atıyor ve çok çok kolay faul çizgisine gidebiliyordu.Zaten geçen sene de bu sene de ligin en çok serbest atış kullanan oyuncularından biri ve en iyi serbest atıcılarından biri durumunda. 2007-08 sezonunu 23.7 ile Martin sayı krallığında 5. sırada tamamladı.Martin yine harika bir sezon geçirmişti ama Kings için aynı şey söylenemezdi. Takım tel tel dökülüyordu adeta. Mike Bibby de gitmişti 2008′de takımdan.Takım Artest ve ona kalmıştı derken, 2008-2009 yılına hazırlanan Kings’te Artest de takas oldu.Takım tamamen ona kalmıştı. 3-4 yıldır tel tel dökülen Kings’te en büyük gelişim olmuştu Martin ve bu gelişim Kings’lileri sevindiren nadir şeylerdendi.
Kevin Martin bu sezon 24.1 sayı ortalamasıyla sayı krallığında birçok süperstarın önünde bulunuyor ve Kings taraftarının gelecekteki en çok güvendikleri isimlerin başında geliyor. Umuyorum ki Martin hakettiği şeyleri yaşayacak.
Kings bu seneden umudu keserek gözünü geleceğe dikti ve gelecekte en çok güvendikleri isimlerin başında Kevin Martin olacak.. GM Geoff Petrie’nin yaptığı takaslar da geleceğe önem verdiklerinin göstergesi..Salary cap ise oldukça iyi bir durumda.Tüm iyi dileklerim Martin’le ve Kings’le..!!
Gelecek Vadetmek Yeter mi?
4 Mar
NBA Türkiye ofisini İstanbul da nihayet açabildi. Peki biz neden TBL ofisini Los Angeles’ta görkemli bir parti ile açamadık.. Aslında takımlar, oyuncular, bütçeler,..Hepsi önemli ama asıl düşünülmesi gereken konu budur.. Tabiki reklam, oyuncu-medya konsantrasyonu, antrenör-mentör eğitim disiplini, sporcu duygusallığını yakalama ve diğer konu başlıklarında çok geriyiz.. Ama profesyonel ligin bu günlere kolay geldiğini de söylemek bir hayli güç.. İlk yazımda sizlere merhaba demeden önce günümüzün ülke basketbolu ile profesyonel arenanın kısa bir karşılaştırmasını yapmak istedim. Şimdi ise yazımızın asıl konusu olan Orlando Magic takımına bakalım..
Orlando denilince aklımıza Penny Hardaway ile O’Neal ikilisinin yanına yerleştirilen Donald Royal, Nick Anderson, Dennis Scott gibi yıldızların yer aldığı kadro aklımıza gelir. Evet o zamanın Orlandosu gelecek ve yetenek açısından gerçekten ümit vaadediyordu.. Peki beklenen şampiyonluklar gelebildi mi?.. Cevap kocaman bir hayır.. Bugün ise takımın kimyasını o dönemin aksine savunma açısından gedikleri kapatan, hızlı oynama kabiliyetli oyuncuların oluşturduğunu görüyoruz. Aslında takımın gerçek yıldızı Howard gibi gözüksede atletik oyuncunun bazı maçlarda taşın altına elini sokamadığını görüyoruz. Howard yetenekli bir uzun ancak NBA okulunda biraz daha ıslanması lazım.
Magic kadrosunda asıl yükü Lewis ve Türkoğlu’nun çektiği aşikar.. Bu 2 çok yönlü oyuncu aslında takımı rahatlatmada ve oynatmada çok istikrarlı.. Bu yüzden kıymetlerinin bilindiğini söylemekte güç olmayacak.. Jameer Nelson’un başıbozuk oyununa ragmen onu oyunda ve takım tutmadaki ısrar bu oyuncunun all star seviyesine çıkmasını sağladı.. Birebir de çok yetenekli ve asıl önemlisi pozisyonundaki oyuncular için fazla gözü kara. Bu da Saint Joseph Koleji gibi vasat bir okuldan çıkmasına rağmen bugünlere gelebilmesindeki anahtar nokta.. Üstelik Orlando arka alanında bazen kendisini motive eden eski Houston’lı Rafer Alston gibi ABD’nin en iyi sokak basketbolcularından biri sayılan bir oyuncunun önünde bu işleri yapıyor.. Courney Lee ve Anthony Johnson rotasyonları istikrar ve rahatlatıcılık açısından yemeğe atılan tuz gibi.., Orlando organizasyonuna bu bütçe rakamları ile lezzet veriyorlar.. Tabiki Orlando’nun eksikliği yinede pivot pozisyonunda.. Howard istediği kadar süperman kıyafeti giyebilir ama onun için bu kıyafet onun yükünü paylaşabilecek usta ve tecrübeli bir oyuncu eksikliğini gölgelemiyor.. Ayrıca yine takımın ilk beşlerinde değil , sonradan giren oyuncuların birlikte oynatılmasında da yaşanan sorunlar var..
Takımın zorlandığı anlarda sürekli match up yaratılmaya çalışılması, pozisyon zorlamaları, uzun süre sayı bulamama gibi kısır hücum döngüleri Orlando’nun daha üst noktalara ulaşmasını engelliyor. Orlando kadrosuna giren ve çıkan oyuncuları yazsak bu köşe eminim yetmeyecek.. Ama Efes’e kendini zor atan Kasun, İtalya’yı mesken tutan Brandon Hunter, parlak günlerinden sonra çıkışa geçmeyi uman Cato, yeteneklerinden değil güçlülüğünden kuşku duyulan Miliçiç ve diğerleri.. Bir takımın kadrosu ve kimyası üzerinde sorunlar çıkarsa, sürekli yer değişmeler yaşanırsa her soyunma odasına Rick Pitino gibi bir coach gerekir … Bu da şimdilik imkansız.. Artık Orlando’nun yapması gereken şey yalnızca mücadele,,, Zaten bu kadro ile yapabilecekleri çok fazla da birşey yok…
selamlar
Oğuz Akdeniz
3+1 Süper Çaylaklar
21 Şub
Yazan : Enes GÖNENÇ
www.ForumNBA.com
Evet arkadaşlar beni tanıyanlar çaylakları araştırdığımı ve onların gelişimlerini yakından takip ettiğimi bilirler.. 2009 Draftına her geçen gün yaklaşıyoruz ve ben de Draft’ta ilk 5′e girmesi muhtemel 3 Amerika’da oynayan , 1 de Avrupa’dan gelecek olan toplam 4 yetenekli oyuncuyu araştırdım ve sizler için yazdım.Blake Griffin, James Harden, Hasheem Thabeet ve Ricky Rubio’yu sizlere kısaca tanıtıyorum..
BLAKE GRIFFIN
Öncelik vermek istediğim isim, Blake Griffin. Birçok NBA otoritesinin 1. sıra adayı olan bu genç 2 sezondur Oklahoma Sooners’ın formasını terletiyor.Geçtiğimiz sezon draftlara girmek istediysede daha sonra kendini eksik hissedip en iyisini yaptı ve bir sezon daha
Ncaa’de oynamaya karar verdi.Bu kararın onun için kariyerini şekillendirecek derecede önemli olduğunu draft gecesinde büyük ihtimal 1. sıradan seçildiği an göreceğiz.
Griffin’in en iyi özelliği atletik ve güçlü bir uzun olması.İnanılmaz ribaund sezgisi ve NBA’e uygun bir vücudu var.NBA’e uygun bu vücudu ve gücü sayesinde alışması çok uzun sürmeyecektir.. Hiçbir zaman bir Kevin Durant bir O.J Mayo gibi superstar potansiyeli olmasa da NBA’de çok iyi işler çıkartabileceğine şüphe duymadığım bir atletik uzun.Pota altındaki agresifliği ve yumuşak bilekleri de NBA’e uygun olmasındaki diğer avantajlardan ikisi.Pis işleri yapmayı çok iyi bilir ve bu da birçok takımın ondan nefret etmesine sebep olacaktır.
Sonuç olarak söylemek isterimki Carlos Boozer benzetmesi yapılan bu genç, ondan çok daha agresif olabilecek bir oyuncu ve onu oynatabilecek düzgün bir oyun kurucuda olduğu sürece Griffin’in gelişimini izlemek keyif verecektir.
Devamı gelecektir…
NBA Şampiyonluk Adayları
20 Şub
Yazan : Durul BAKİOĞLU
www.ForumNBA.com
Bu köşe yazımda sizlere sezonun bu zamanına kadar olan bir şampiyonluk değerlendirmesi sunacağım..Bu sene şampiyonlukta en çok iddiası bulunan takımlar Los Angeles Lakers, Cleveland Cavaliers, Boston Celtics ve Orlando Magic..Bu takımların dışında San Antonio Spurs ve Denver Nuggets da iyi oyunlarıyla göze çarpan takımlar ama ben belirttiğim ilk 4 takımı değerlendireceğim..
..
Boston geçen seneki gibi iyi savunmalarıyla ön plana çıkıyor..Big three yine iş başında..
Hücumda gerektiği zaman değişik oyuncular ön plana çıkıyor..Bu genelde Paul Pierce oluyor, bazen üçlükleriyle Ray Allen, bazen de Kevin Garnett, nadiren de Rajon Rondo..Pota altında Garnett-Perkins ikilisi çok savaşıyor..Üçlük çizgisinin gerisindense Ray Allen-Eddie House ve Pierce can yakmaya devam ediyor..Leon Powe’un da oyuna girince istatistiklere yansımayan katkıları oluyor..
Gerek ilk 5 gerekse bencteki oyuncular ellerinden geleni yapıyorlar ve bu çalışkan takım çok başarılı durumda..Bu sene kırmış oldukları rekor da bu iyi oyunun bir göstergesi..Bu takım gittikçe sistemini zayıflatıyor olsa da hala ligin en tecrübeli ve en güçlü takımlarından biri..Rondo’nun gelişmesi onlar için bir artı ve Rajon bu sene gerçekten çok etkili durumda..Kevin Garnett takımını şampiyonluk için bir daha diriltcek gibi..Kadrosu çok iyi bir takım oldukları için çok iddialılar..
LA Lakers’ta bu sene Andrew Bynum’un da iyi bir şekilde dönmesiyle taşlar yerine oturmuş durumda..Pota altında Bynum-Gasol ikilisi gerek hücumda gerekse savunmada çok etkililer..
MVP Kobe de liderliğiyle yine ön plana çıkıyor..Takımın ona ihtiyacı olduğu zamanlarda hep sahnede..Özellikle savunmada çok iyiler..Rakibin 100 sayının üstüne çıkmasına genelde izin vermiyolar..Benchten de gelen katkı çok iyi..Gerek Odom, gerek Vujacic, Özellikle Ariza çok iyi..Odom’un, Bynum’un yokluğunda yaptığı katkı da gerçekten harika..O da takımına çok iyi yarar sağlıyor ve Lakers bu sene şampiyonluğun en büyük adaylarından biri olan Boston Celtics’i iki maçta da yendi..
Üstelik bu maçların biri deplasmanda Anrew Bynum yokluğunda oynandı..Los Angeles Lakers bir diğer önemli şampiyonluk adayı Clevleland Cavaliers’ı da her iki maçta da zorlanmadan geçti..Tabi playoff sahnesi ayrı birşey ama takımdaki isimlere baktığımızda playoffta pek de zorluk çekecek isimler değil doğrusu..Boston Celtics kadar olmasa da onlar da tecrübeli ve çok çok iddialılar bu sene..Kobe Bryant bu sene deli gibi şampiyonluk istiyor ve bu hedefe ulaşmak için ellerinde her türlü silahları var..
Bu sene sezona pek de şampiyonluk iddiasıyla başlamasalar da oynadıkları güzel ve zevkli oyunla şampiyonluk adaylarından biri haline gelen Orlando Magic ise gayet iyi bir durumda..
Dwight Howard gibi bir dinazoru Hido Türkoğlu’yla birlikte harika kullanan Stan Van Gundy, bu sene üçlükçülerin de form tutmasıyla ligin en iyi takımlarından birine sahip..Geçen sene gibi olmayan Lewis ise bu sene harika şut atıyor..Hido ise geçtiğimiz sezonki gibi olmasa da bu sene de takımına liderlik yapıyor ve takımı çok iyi oynatıyor..Gerek şutör oyunculara gerekse pota altı oyuncularına çok iyi yardım eden Hido, sayı bakımından her zaman yararlı değil ama bazen bu kategoride de takımına büyük yarar sağlıyor..
Nelson’un sakatlanması bir soru işareti olsa da Rafer Alston gibi iyi bir oyun kurucunun gelmesi gerçekten onları daha da iyi yapabilir..Diğer oyuncuların da yaptıkları katkı hiç de fena değil doğrusu..Michael Pietrus,Courtney Lee, Anthony Johnson, JJ Redick gibi oyuncular da ara sıra sahneye çıkan isimler..Belirttiğim diğer takımlar kadar olmasa da Orlando Magic’de şampiyonluk da iddialı bir takım..
Cleveland Cavaliers için söylencek fazla birşey yok..LeBron’un canavar gibi oynaması, Bu sene gelen Mo Williams’ın oyun kurucu mevkisinde çok iyi oynaması, İlgauskas gibi şutör bir pivotlarının olması ve Gibson-West-Sczerbiak gibi iyi üçlükçülerinin olması onları ligin en iyi takımlardan biri haline getirdi..
Mo Williams, bu sene bu takımda all-star seviyesine kadar yükseldi ve Milwaukee’deki iyi şutörlüğünü geliştirerek bu sene ligin en iyi oyun kurucularından biri oldu..Cavs’ın zaten en önemli sorunlarından birisi de buydu..İyi bir oyun kurucu kazandılar ve şampiyonlukta büyük bir aday haline geldiler..Kral LeBron James, geçen sene Celtics’e bıraktığı konferans şampiyonluğunu bu sene kazanarak finalde bulunmak istiyor ve 2 sene önceki final hezimetini bu sene telafi ettirerek şampiyonluğu almak istiyor..Karşılarında çok güçlü takımlar varken bu iş biraz zor gibi ama James’in bunu başaracaklarına inancı tam..

Son Yorumlar