korver chicago bulls a

eBron James planı tutmayan Chicago Bulls, başka transferlere yöneldi. Chicago Bulls’un Utah Jazz’da forma giyen şimdi ise serbest kalan Kyle Korver ile 3 yıllığına 15 milyon dolara anlaştı.

2.5 yıldır Utah Jazz’da forma giyen öncesinde de Philadelphia 76′ers’da oynayan 29 yaşındaki Kyle Korver, geçen yıl 7.2 sayı, 2.1 ribaunt, 1.7 asist, % 49.3 şut, % 79.6 serbest atış ortalama ile oynamıştı.

LeBron’un kararının analiz

9.07.2010
Öncelikle söylemeliyim ki, son yazımda da belirttiğim üzere Lebron-Wade-Bosh üçlüsünün bir arada oynayacağını tahmin ediyordum ve bunu istiyordum da; ama bunun Chicago’da olacağını ummuştum. Böyle bir yanılgı da güzel. Neticede NBA tarihinin en yetenekli takımlarından biri kuruluyor şu anda. Doğu All-Star beşinin üçü aynı takımda olacak. Takımın oyun kurucusu ben olsam herhalde çok sırıtmam!

Meseleye LeBron açısından bakacak olursak… Kişisel istatistikleri, egoyu, “bu benim takımım” sloganını ve hatta gelecekteki MVP olma ihtimallerini ihtimallerini bile “nispeten” ikinci plana atmış bir LeBron’la karşı karşıyayız. Demek ki, şampiyonluk istiyor LeBron. NBA’den alacağı maaştan bile fedakarlıkta bulunarak (sponsorlarlardan gelen zaten NBA maaşını katlıyor) “neticeye endekslenen” bir karar aldı. Saygı duymak zorundayız. Bazı insanlar bunu korkaklık olarak algılayabilir; ama NBA’deki güçlü takımlar korkutucu derecede güçlü şu anda. Bir LeBron veya Wade tek başına bunlarla başa çıkamaz. Mesela, Lakers’ta, geçen senelerde All-Star olmuş ve İspanya’yı dünya şampiyonu yapmış Pau Gasol var, NBA’in en iyi savunmacısı seçilmiş Ron Artest, en iyi çok yönlü oyuncularından biri olan Lamar Odom, en yetenekli genç pivotlarından Bynum ve Kobe kadar şampiyonluğu bulunan ve tam bir tecrübe abidesi olan Fisher var. Mesela; bu sene Kobe sakatlık sebebiyle bir ara 4-5 maç kaçırmıştı ve Lakers bu maçların hiçbirinde yenilmedi. Hatta o zamanlar, Kobe bu takımın el freni mi deniliyordu. Neyse meselemiz bu değil. Boston Celtics ise, yaşlanmasına rağmen Rondo gibi en iyi çıkış yapan oyun kurucusuyla NBA finaline yükseldi. Şimdi de Jermaine O’Neal’ı alarak tecrübeli bir uzun daha eklediler Büyük Üçlü’nün yanına. Orlando Magic ve Dwight Howard, takımı bozmuş değiller ve üstüne üstlük takviye yapıyorlar her sene. Neticede, bu güç dengesi arasında LeBron’un New York’a veya Chicago’ya gidip macera aramasını beklemek, başarı isteyen bir LeBron için hayal olurdu. Ben kendi takımında kalmasını isterdim; ama o da olmadı. Demek ki, iyi oyunculardan birini çekemediler kendilerine.

Şimdi bu yetenekli takımı hemen şampiyon ilan etmek de doğru olmaz. Hatırlarsanız, 2003 senesinde Shaq ve Kobe’li Lakers’a iki tane daha All-Star oyuncu gelmişti: Karl Malone ve Gary Payton. Her ikisi de kendi takımlarında alacaklarından çok daha düşük bir paraya oynamaya razı olmuşlardı sırf şampiyonluk özlemlerini dindirmek adına. Ama ne oldu. Shaq ve Kobe’li o takım, Mehmet Okur’lu Detroit Pistons’a (böyle yazınca sanki hepsini Mehmet tek başına yenmiş gibi oldu) adeta süpürülerek 4-1’le elenmişti. Dolayısıyla, Pat Riley Miami’nin başına koç olarak geri mi döner bilmiyorum; ama şunu söyleyebilirim ki, blok yapabilecek bir uzun ve savunma yapabilecek bir oyun kurucuyla (minimum kontrata oynarım bu takımda) Chicago’nun 96’da kırdığı 72-10’luk dereceyi kırmayı hedeflemeleri lazım. En azından bu sene olmasa bile seneye.

Bu sezonu iple değil, urganla çekiyor olacağız…

Güncel gelişmeler ve hayata dair fikirler için;

İşte LeBron’un yeni takımı!

NBA yıldızlarından LeBron James, yeni sezonda takımı Cleveland Cavaliers’den ayrılarak, Miami Heat’te oynayacağını açıkladı.

Uzun süredir hangi takıma gideceği tüm dünyada merak konusu olan ”kral” lakaplı James, kararını Amerikan spor kanalı ESPN’nin kendisiyle yaptığı 1 saat süren özel yayında duyurdu.

NBA’de son iki sezonda En Değerli Oyuncu (MVP) seçilen James, bu kararıyla, yeni sezonda iki All-Star oyuncusu Dwyane Wade ve Chris Bosh ile aynı takımın formasını giyecek. Wade, yeni sezonda takımı Miami Heat’te kalacağını, Bosh da Toronto Raptors’tan ayrılarak, Heat’te oynama kararı aldığını açıklamıştı.

ABD’nin Connecticut eyaletinin Greenwich kentinden yapılan canlı yayında James, ”Wade ve Bosh, iki büyük oyuncu ve benim de katılmamla gerçekten iyi bir takım olacağız” dedi.

Kararını Perşembe sabahı annesine danışarak verdiğini kaydeden James, ”Yeteneklerimi South Beach’e (Miami’nin ünlü plajı) taşıyacağım ve Miami Heat’e katılacağım. Şimdi ve gelecekte kazanmak için bunun bana en iyi fırsatı sunacağını hissediyorum. Sadece normal sezonda kazanmayı değil, şampiyonluk istiyorum” diye konuştu.

James, ayrılma kararı aldığı Cavaliers ile ilgili de, ”Cleveland’ı hiçbir zaman terk etmek istemedim, kalbim her zaman orada olmaya devam edecek. Cleveland taraftarları karışık duygular içinde olabilir, ama Akron benim her zaman evim olacak” dedi.

HİÇ ŞAMPİYONLUK GÖREMEDİ
Kariyeri boyunca 28 civarında sayı ortalamasıyla oynayan ve NBA tarihindeki en başarılı oyunculardan biri kabul edilen 25 yaşındaki James, 2003 yılında kendisini ”draft” eden Cleveland Cavaliers’te iki kez MVP seçilmiş, 6 kez de All-Star forması giymiş olmasına rağmen hiç şampiyonluk göremedi.

Yeni sezon için takımı Cleveland Cavaliers’in yanı sıra Miami Heat, Chicago Bulls, New York Knicks, New Jersey Nets ve Los Angeles Clippers’tan teklif alan James’in hangi takımı seçeceği, ABD ve dünya kamuoyunda merakla bekleniyordu. James’in Miami Heat’i seçmesinde, NBA’in diğer önemli iki yıldız oyuncusu Wade ve Bosh ile aynı takımda oynama fikrinin belirleyici olduğu yorumları yapılıyor.

MİAMİ’DE SEVİNÇ, CLEVELAND’DA HÜZÜN
James’in kararı, Miami’yi sevince boğarken, Cleveland’da ise hüzün ve öfkeye neden oldu. James’ın kararını Miami’deki bir lokantada televizyondan izleyen Dwyane Wade, yıldız oyuncunun ”Miami Heat” demesiyle, sevinç çığlığı atarken, ”Bu, çok çılgınca bir şey olacak. Heat tarihinde yeni bir bölüm başlıyor” yorumunu yaptı.

Heat Başkanı Pat Riley de, açıklamasında, ”LeBron James ve Chris Bosh’un Miami’ye gelerek, büyük oyuncumuz Dwyane Wade ile güçlerini birleştirme kararı almalarından dolayı çok heyecanlıyız. Taraftarlarımızın uzun süre gurur duyacağı bir şeyi inşa etme fırsatını sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.

James’in kararını açıklamasının ardından, Miami sokaklarında da kutlamalar yapıldı.

Öte yandan, James’in yeni sezonda takım arkadaşı olacak Chris Bosh da, Twitter’dan gönderdiği mesajda, gelişmeden duyduğu heyecanı dile getirdi.

Cleveland’da ise bazı taraftarlar LeBron James’in formasını yakarken, Cavaliers’in sahibi Dan Gilbert da, takımın internet sitesinde yayımladığı mektupta, James’i bencillikle suçlarken, ”Size garanti veriyorum; Cleveland Cavaliers, eski ‘kral’dan (LeBron James) daha önce NBA şampiyonu olacak” ifadesini kullandı.

korkakça ihanet etti

LeBron James ‘in kariyerine Miami Heat’de devam edeceğini açıklaması Cleveland Cavaliers’in sahibi Dan Gilbert’ı çileden çıkardı. Dan Gilbert, LeBron James’e çok ağır suçlamalar yöneltip “O korkakça Cleveland’a ihanet etti” dedi.

Taraftarın gözünde ilah olarak kabul edilen LeBron James ‘in Boston Celtics ile oynanan play-off serisinde takımını yalnız bıraktığını ve de bu sebeple finale yükselemediklerini belirten hatta maçların kasetlerinin bir kez daha izlenmesini tavsiye eden Dan Gilbert, yıldız oyuncunun Cleveland’dan ayrılmayı çok öncesinden kafasına koyduğunu söyledi. Gilbert, “Sadece 32 sayı farkla kaybettiğimiz 5′nci maç değil, ikinci, dördüncü ve altıncı maçlarda da James arkadaşlarını terketti.Spor tarihinde hiçbir süper yıldız takımını bu şekilde ortada bırakmamıştır” sözlerini sarfetti.

LeBron James ‘in şampiyon olabilmek için ancak iki yıldız oyuncuya ihtiyaç duyduğunu anladıklarını belriten Gilbert, “Buradan Cleveland taraftarına söz veriyorum ki LeBron James ve Miami Heat şampiyonluk yaşamadan önce biz Cleveland olarak şampiyonluğa ulaşacağız. Bunun için tüm enerjimizi ortaya koyacağız” dedi.

Cleveland, Boston’u devirdi!

 

Amerikan Profesyonel Basketbol Ligi’nde (NBA) doğu konferansı yarı finalinin ilk maçında, Cleveland Cavaliers, evinde Boston Celtics’i 101-93 yenerek, seride 1-0 öne geçti.

Cleveland’da Quicken Loans Arena’da oynanan maçta, sahanın en skorer oyuncusu 2. kez üst üste En Değerli Oyuncu (MVP) seçilen Cavaliers’dan Lebron James oldu.

James, 35 sayı, 7 ribaunt, 7 asistle takımının galibiyetine büyük katkı sağladı. Cavaliers’de Mo Williams 20 sayı, 6 asist, Shaquille O’Neill, 11 sayı, 4 ribaunt, Antawn Jamison da 7 sayı 9 ribauntla oynadı.

Celtics’de takımın en skorer oyuncusu 27 sayı 12 asistle ”double-double” yapan oyun kurucu Rajon Rondo oldu. Boston ekibinde Kevin Garnett 18 sayı, 10 ribauntla ”double-double” yaptı, Ray Allen, 14 sayı, Paul Pierce 13 sayı kaydetti.

Boston Celtics, karşılaşmanın ilk çeyreğini 26-20, devreyi 54-43 önde kapattı. Cavaliers 3. çeyrekte 36 sayı atarak, bu çeyreği 79-78 önde tamamladı. Maçın bitimine 5 dakika kala skor 90-90 oldu. Son 5 dakikada Shaquille O’Neill’in 4, Lebron James’in 7 sayısına sadece Rondo’nun 1 serbest atışı ve Garnett’in basketiyle karşılık verebilen Celtics, 101-93 mağlup oldu.

Serinin 2. maçı yarın Cleveland’da oynanacak.

-LEBRON JAMES-

Lebron James maçtan önceki açıklamasında, bu sezon da geçen sezonki gibi MVP seçildiğini doğruladı ve ödülü iki sezon üst üste kazanmaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.

25 yaşındaki Lebron James, bu sezon 29.7 sayı, 7.3 ribaunt ve 8.6 assist ortalamalarıyla takımına büyük katkı yaptı.

James, en az 2 kez art arda MVP seçilen 10. NBA oyuncusu oldu. Daha önce, Bill Russell, Wilt Chamberlain, Kareem Abdul-Jabbar, Moses Malone, Larry Bird, Magic Johnson, Michael Jordan, Tim Duncan ve Steve Nash en az 2 sezon art arda MVP seçilmişti. Russel, Chamberlain ve Bird, 3 sezon art arda MVP seçildi.

James, açıklamasında 2 kez üst üste MVP seçilerek bu isimlerle bir arada anılmanın gurur verici olduğunu söyledi. Lebron James, ”Doğrusunu söylemek gerekirse bu başarılması zor bir şey. Bireysel olarak bunu yapmak ve sevdiğin bir kentte, sevdiğin takım arkadaşlarının arasında yeteneğini göstermek süper” dedi.

NBA, henüz Lebron James’in MVP seçilmesiyle ilgili resmi açıklamayı yapmadı. Lebron James, geçen sezon 121 oyun 109′unu alarak MVP seçilmişti.

Son çeyrek canavarı: 96-110

NBA’de play-off heyecanı devam ediyor. Batı Konferansı yarı final mücadelesinde Phoenix Suns AT&T Center’da konuk olduğu San Antonio yu 110-96 mağlup ederek seride durumu 3-0′a getirdi.

Maça damgasını vuran isim ise bir play-off maçının son çeyreğinde takımının kaydettiği 39 sayıdan 24′üne imza atan Goran Dragic oldu.

Phoenix Suns’ın tecrübeli oyuncusu Grant Hill son periyot ve Dragic’i “Hayatımda play-offlarda gördüğüm en iyi son çeyrek performansıydı” şeklinde yorumladı. Maçı 26 sayı 2 ribaund, 3 asist ile bitiren 1986 Ljubljana doğumlu Yugoslav guard’a Suns’da eşlik eden 21 sayısı ile Jason Richardson oldu.

San Antonio Spurs’te ise sayı yükünü çeken Manu Ginobili’nin 27 sayı, 5 asist, 1 ribaundluk performansı yenilgiyi önleyemedi.

Öte yandan gecenin diğer maçında ise Cleveland Boston Celtics’i deplasmanda 124-95 mağlup ederek seride 2-1 öne geçti.

[contact-form 404 "Not Found"]

Utah’da Mehmet Okur farkı: 102-88

NBA’de Utah Jazz, sahasında New Orleans Hornets’i 102-88 mağlup ederken, Mehmet Okur 25 sayıyla maçın en skoreri oldu.

 

Amerikan Profesyonel Basketbol Ligi’nde (NBA), Mehmet Okur’un takımı Utah Jazz, sahasında New Orleans Hornets’i 102-88 ile geçerken, milli basketbolcu 25 sayıyla maçın en skorer ismi oldu.

Energy Solutions Arena’da 19 bin 911 kişinin izlediği karşılaşmanın 38 dakikasını sahada geçiren Okur, 25 sayı, 7 ribaunt ve 4 asistle etkili bir oyun sergiledi. Okur’un takım arkadaşlarından Deron Williams 20 sayı, 13 asist ve 2 ribaunt kaydederken, Ronnie Brewer da 16 sayı ve 5 ribaunt üretti.

Chris Paul’ün 24 sayı, 7 ribaunt ve 5 asisti ile Rasual Butler’in 21 sayı ve 1 ribaundu ise Hornets’in yenilgisini önleyemedi.

Maçın ilk çeyreği, Jazz’ın 28-21 üstünlüğüyle sona ererken, devre de bu takımın 84-76 lehine tamamlandı. Karşılaşmanın 3. periyodunu da 84-76 önde tamamlayan Jazz, sahadan da 102-88 galip ayrılmayı bildi.

Kuzeybatı grubunda 3. sırada bulunan Jazz, bu sezon çıktığı 56 maçta 33 galibiyet, 23 de yenilgi aldı.

Jazz – Lakers 2. Maçı 103 – 111 Lakers Aldı

Utah maça Kobe’ye getirdiği ikili sıkıştırmalarla savunmada kısa süreliğine etkili göründü ve Deron Williams’ın iki asist iki üçlüğüyle skoru erkenden 11-4 yaptı. Ancak Kobe’ye yardımı getiren oyuncu (ilk çeyrek genelince Miles oldu bu) rotasyonda gecikip Kobe’nin de pas vermeye niyetli olduğu bir geceye denk gelince çoğu Lakers hücumunun boş oyuncunun şutuyla bittiğini gördük. Bu double teamlerin nimetinden yararlanan bir numaralı isim son zamanlarda felaket üçlük atan Artest oldu doğal olarak. Kullandığı 4 üçlüğün 3’ünü kaçırdı yine ama yaptığı savunmanın ödülü olan bir iki basketle birlikte ilk yarıda 10 sayıya kadar ulaştı. İlk çeyrek, 4 üçlük bulan Utah takımının 7 sayı 4 asist yapan Deron Williams’tan en fazla katkı aldığı bölümdü maç boyunca. Lakers hücumda sahip olduğu bariz üstünlükleri rakibe karşı uygulasa da Utah da bir şekilde maça tutundu ve çeyrek 23-27 LA üstünlüğüyle sonuçlandı.

İkinci çeyreğe Lakers yine Kobe’nin içeri ve dışarı çıkardığı boş pozisyonlardan bol bol sayı üreterek başladı, ancak rakiplerinde ilk çeyreğin aksine tam bir kaos havası hakimdi. Savunmada zaten gelen geçen turnikeyi bıraktı orasını zaten playofflar boyunca gördük kendilerinde ama hücumda da çok zorlandılar. Mesela Korver’ın 14-15 saniye topla olduğu yerde durup, süreyi verdiği pası geri alıp şut atarak bitirdiği bir pozisyon var. Diğer bir saçmalık da çeyreğin sonunda Price’ın Koufos’a fırlattığı alley oop pasıydı. Pas potaya yaklaştığında Koufos panyanın arkasındaydı neredeyse. Utah’ı hücumda kurtaran şey ise Millsap’in topsuz alandaki yaratıcılığı ve bu maçta tanık olduğum topla kendine pozisyon yaratma becerisiydi. Hücum ribaundlarını da atlamayalım tabii ki. Özellikle Millsap’in yardımlarıyla (bu çeyrekte 4 tane çekti) devrenin sonunda 11-12 hücum ribaunduna ulaşmıştı Jazz. Tabii bu kesinlikle pota altında üstünlük kurdukları anlamına gelmesin çünkü Lakers hücumda içeriden komik denecek kadar rahat bitiriyordu. Bir takımın en büyük skor katkısı yapan ismi boy olarak pozisyonuna göre eksik olan biri olunca savunmada bu çeşit zorluklar yaşıyorsunuz elbette. Özellikle karşınızdaki takım Lakers ise. Sonuç olarak Gasol 13, dışarıda sürekli boş kalmasına rağmen sayılarını içeriden üreten Artest 12 ve tek bacağının bir kısmı çalışmayan (öyle söyleniyor en azından) Bynum’dan 11 sayı geldi. Kobe şut olarak pek verimli başlayamasa da 8 sayı ve 7 asistle takımına katkı yapmayı başardı. Utah’ta başı çeken isim ise 16 sayısının 14’ünü 2. çeyrekte bulan Millsap idi. Aynı Millsap’in 6’sı hücumda 8 ribaund da aldığını söylemeliyim.

İkinci yarıya Lakers maçın genelinde olduğu gibi iyi başlasa da kaçan şutlar ve top kayıplarının hakim olduğu kısa bir süreçte Miles, Boozer ve Williams’ın attıkları sayılarla fark 9’a kadar indi. Tabii Lakers Gasol ve Bynum’un rahatça ürettiği sayılarla niye maçı üstün götürdüklerini gösterdiler. İkili sıkıştırmalar bu çeyrekte biraz daha azaldı ve Kobe Matthews’a ve Miles’a karşı post-up imkanı buldu bol bol. Bacaklarını daha iyi hissettiğinden bahsetmiştik, şut atarkenki yükselişi de bunu destekliyor. Ancak nedense arkasında Matthews gibi bir çaylak varken o çok geliştirdiği ayak oyunlarını fazla görmedik Kobe’den. Bunun yerine birkaç zor şut ve aldığı faullerle skor üretimini sağladı yıldız oyuncu. Utah’ın yıldız Williams ise karşısındaki Fisher’a karşı olması gerektiği gibi hızıyla üstünlük kurdu ama bir önceki maçta olduğu gibi iki uzunun arasında sıkışıp kalınca pas vermek zorunda kaldı. Boş oyuncuyu da başarıyla bulduğunu söylemeliyim ama bu şutlar çoğunlukla basketle sonuçlanamadı. Ben 3. çeyrekte içeriden rahatça bitirdiği tek pozisyon hatırlıyorum, o pozisyonda da Fisher daha basket olmadan kollarını açmış “nerede yardımım” diyordu bile. Yani yine özetle Lakers uzunları diyorum bininci defa da olsa.

77-87 Lakers üstünlüğüyle biten 3. çeyreğin ardından Korver’ın 4, bir önceki periyot sadece bir şut kullanan Millsap’in 2 sayısıyla Utah 6-0’lık seri yakaladı ve durumu 83-89’a getirdi. Lakers bunun ardından kısa bir bölümde yine kolay basketler bularak 11’e getirdi farkı ama Utah yine geri gelmesini bildi ve bu sefer farkı 4’e indirdi. Ve ilginçtir, serinin birinci maçında olduğu gibi 4. çeyrekte fark azalırken Deron Williams yine sahada yoktu. Erken konuşmamak lazım ama Denver aklıyla oynuyor diye ne kadar övdüysek bu seride de liderliğini sahaya yansıtamadığı için o kadar eleştirmek gerek. Fark bu civarlarda devam etti, ne Lakers açabildi ne Utah rakibinin yakasını bıraktı. Ama baştan beri bahsettiğim şey yine kendisini gösterdi; Lakers bir pozisyonda üst üste 3 hücum ribaundu alarak (hiç biri şansa değildi) içeride Utah’tan ne kadar üstün olduğunu bir kez daha gösterdi. Matthews’ün üçlüğüyle fark tekrar 6’ya indi ama kalan süreyi çok iyi eriten Lakers, Odom’ın topu oyuna sokarken diğer köşede unutulan Artest’e verdiği pas ile kolay 2 sayı daha bulunca maçı 103-111 kazandı ve deplasmana giderken seriyi 2-0’a getirdi.

Oyunculardan bahsederken yine Lakers uzunlarıyla başlayacağım tabii ki.
Gasol 7-11, 22 sayı 5’i hücumda 15 ribaund 2 blok. 6 da top kaybı var ama.
Bynum 7-9, 17 sayı 14 ribaund ki 13’ü ilk yarıda geldi, 4 blok.
Odom 4-4, 11 sayı 15 ribaund 4 asist 3 blok.

Bu üçlüyü topladığımızda 50 sayı 44 ribaund ediyor ki Utah’ın takım olarak aldığı ribaund sayısı 40.
Kobe de 22’de 10’la 30 sayı (10/11 çizgiden), 7’si ilk yarıda gelen 8 asist ve 7 top kaybıyla müthiş ötesi bir maç geçirmese de sezon sonu ve OKC serisinde gördüğümüz acizliğinden oldukça uzak. Artest 17’de 7 saha içi, 16 sayı 5 hücum ribaundu; diğer playoff maçlarına göre baya iyi. Ama 7’de 1 üçlüğü var hala, çoğu da boş atışlardı. Bunları oturup çalışması lazım doğru düzgün.

Utah’ta ise devre arasında Inside the Nba’de verilen şöyle bir istatistik var; Utah takımı turnikelerden 24 sayı, smaçlardan 10 sayı yemiş. İkinci yarıda daha da acınası olmuştur ama durumu anlatıyor sanırım. İkinci çeyrekte çok iyi oynayan Millsap’i skor üretmek için oyunda tuttular ama sonra unutup gittiler. Fesenko ve Koufos desen pota yakınlarına koyacağınız direkten farksızlar, sadece 3 saniye ihlaline düşmüyorlar. Ayrıca Fesenko 7’de 1 attı ki çoğu boyuna posuna göre kolaylıkla bitirebileceği atışlardı. Ona da selam buradan. Williams 16’da 4 sadece, 15 sayı 9 asist. Sahadaki hali istatistiklerinden de beter, hiç NBA’in en iyi oyun kurucusu gibi durmuyor yani. Utah’ta zincirleri eline alması şart. Boozer Mehmet’in yokluğunda iki uzunla boğuşurken çok yoruluyor; 21’de 9’la 20 sayı 12 ribaund 4 asist ama 6’da blok yedi. Savunmadaki halini bilmeyen yok zaten. Kısacası 10/17 ile 26 sayı 11 ribaundla oynayan Millsap ve 5/11 toplam, 4/6 üçlükle oynayan Matthews’den başka doğru düzgün katkı yapan olmadı. Haliyle yenilgi de sürpriz olmadı.

Sonuç olarak, bariz Lakers üstünlüğü bu maçta da devam etti. Ben Utah’ın evinde iki maç alacağını düşünüyordum ama şüphelenmeye başladım. Utah’ta seyircinin desteğiyle coşacağı durumlara iki maçta da geldiler ama maça tutunmalarını sağlayan tek şey çabaları.